top of page
Yazı gönderimleriniz için: gencyazarlarodtu@gmail.com
Ara


ankara gibisin
fazla neşeli bir halin var ama meşrutiyet caddesi gibisin güven parka giden yolda kaybolmuş birisin ulustan daha yaşlısın hayta bir çocuk misali odtü ile yarışırsın beytepeye giderken niyet edersin bir şeylere hacettepe misali benimsersin her şeyinle tunalıdan koşmaya başlarsın bahçeliye kadar kızılay... sensin! o hafif meşrep halinle Milli kütüphanede inip bahçelievler gibi özlersin uzak ama yakınındaki sevdiceğini emeğe varmadan uyursun aşti gibi kimsessizler kimsesi Anadol
gece
23 Kas 20251 dakikada okunur


BENCE BEN
Bazen ben olmak Bana ben olmak gibi gelmiyor. Mısralar karanlıkta kayboluyor. Aydınlık resmen yutuluyor. Boğazımda düğümlenen sözcükler, Şiirlerime yansıyor. Havada ağır bir nağme, Sözlerimde hafif bir denge, Gözlerimde hüzünlü bir imge, Var sanki beynimin içinde. Ateşe düşmüş bir damla su, Nehirde boğulup giden bir kıvılcımın umudu, Şen şakrak öten kuşların bulunduğu, Ormanların ağaç dallarını yuttuğu Bir ezgiyim ben Biliyorum Sessiz sakin anlıyorum artık Gecenin karanl
gece
23 Kas 20251 dakikada okunur


Yolcu
Sırtındaki yükün adımlarını zorlaştırması yetmiyormuş gibi, çöl güneşi acımasızca bütün varlığını yakıyordu yolcunun. Uçsuz bucaksız bu çöl kavruluyor, ayak tabanları korda yürürmüşçesine yanıyordu. Fakat bu kuraklığa ve ateşe aldırış etmiyordu yolcu, sırtında taşıdığı varlığın asaletinden. Gözlerini kısmış, kendinden emin bir şekilde ilerliyordu bu hiçliğin ortasında. Kimsecikler yoktu etrafta; ne bir ruh, ne bir beden. Bazı hikayeler duymuştu geçmişte, insanların yolculukta
Güneş Canımoğlu
23 Kas 20252 dakikada okunur


BİR ABLUKA BİR EKSİKLİK
“Ekmek vardı, tereyağı vardı, utanılacak bir şey yoktu. Bir şey daha yoktu ama kavrayamıyordu ” Oysa görünürde her şey dünün, dünden önceki günün hatta geçmiş onlarca gün ve haftanın aynısıydı. Yine aynı saatte kim bilir kaç ay önce kurduğu aynı alarmla uyanmış, yıllardır kullandığı keskin kokulu losyonları, kremleri sürünmüştü. Mutfaktaki ufak masada kahvaltıya koyulana kadar da yıllar önce ölmüş şairlerin şiirlerinden bestelenen kanıksanmış şarkıları dinlemeye çabalamıştı b
Sena Kağnıcı
22 Kas 20253 dakikada okunur


küçük bi’ afet ve yüzme bilmeden atılan gemici düğümleri
başımdan aşağı balçığa bulandım. kendi sesim mi yine bana vuran? var mı kimse, mavi kuşlarım? hangi diyara göç ettiniz? hangi sıcak nehir akıntılarında kanat çırpabileceksiniz ha bensiz? ben çırpındıkça batarken burada göğsünüz hangi dağın ardında sızlamadan durabilecek? ah, zindan gibi bir yer burası, gökyüzü varla yok arası. kendime yoruldum ben burada, kimselere değil. beni kendime yordular ya da. zangır zangır titriyor gövdem. verdiğim nefes, aldığıma karışıyor. köşel
Şevval Nur Karpuzcu
22 Kas 20253 dakikada okunur


hemdem
bütün hayaller yarım kalır, eski oda balkonunda annemle yeniayı ve beyaz çamaşırları izledik bu dünyada hiçbir şey bir türlü tamamına ermez yeniay mı konuştu annem mi bilemedim iki burgazlı tek hayat, yaratma cesaretimin bedenime en müthiş eseridir içinde hayal kurmayı öğreten yeşil ada kırdığını unutturan dört duvar odayla haramilerle dolu mağarasında dikilen ben olmuşum sanki amcam yerine servetinin sırrı görmek ve unutmakla alakalı demek annem haklı gene her servete kalaba
Şevval Nur Karpuzcu
22 Kas 20253 dakikada okunur


Henüz
5 Şubat 2025 +Seni aradım, buldum sandım… Meğer kaybolmuşum. Of, kafam o kadar karışık ki. Ne bu yolu yürümeye mecalim var, ne de dönmeye.. Ama ne yaparım, nerede kalırım buralarda. Belki de sen gel istemiştim içten içe…Bekleyişlerim bundan olsa gerek. Ama heralde durmamam gerek. İleri ya da geri bi yöne yürümek gerekiyor. -Durup birinin gelmesini beklemek…Ahmakça. Sen kendi içindeki seni buldun mu ki başkasının gelip bulmasını bekliyorsun? Sen hiç kendini başkalarını sevdi
Nur N.
31 Eki 20252 dakikada okunur


SIRÇAYA DAİR
Sabah uyandığımda yoktun. Sensiz günler geçmiyor Feza. Ne yapacağımı bilmiyorum, yokluğunla nasıl baş edeceğimi, burada olmadığın her bir an duvarlar daha da üstüme gelirken, nefes alamazken, hayalinle yaşamımı devam ettirmeye çalışırken ve ettiremezken en çok da kokunu duyduğumda yazlık evin yanındaki yaseminlerin kokusunun sarhoşluğu içerisinde sahile adımladığım zaman, deniz bana seni geri vermiyor, yansımanı görüyorum, gözlerini, vazgeçemediğim dudaklarının belli belirs
Yasemin Güngör
31 Eki 20255 dakikada okunur


RUHUMUN KATİLİ
Birisi var Sesi kulaklarımı tırmalıyor Yüzü midemi bulandırıyor Varlığı ruhumu boğuyor Birisi var Sözleri bıçak gibi En güzel anlarımın Saf sevgimin Ruhumun katili Damarlarımda akan kandan Kaderimden Benliğimden nefretim İçimi kemiren öfke Sana değil bana ızdırap Varlığın yokluğundan beter Boğuluyorum
Keşke ağaç olsam
31 Eki 20251 dakikada okunur


Yapboz.
Hayat bir yapboz. Değişken parçalı, sonsuz oyun amaçlı. Oyun. Zevk vermeli değil mi temelde? Bu oyun, o tür bir oyun olmaktan çıktı "hayat"la harmanlandıktan sonra. Değişken parça Güneş ışığının kırılmasından daha fazla renk var onda. Yapboz. Yaptım kendimi, bozdum sonra hepsini. Tekrar, tekrar, tekrar... Olasılıklar döndürür başımı. Olmasaydı kırık parçalarım ulaşırdım onlara. Kırık, fazla kırık, daha da kırılıyor. Her kırık ses sürüklüyor beni uçurumdan aşağıya. Bilinmezliğ
İlayda Tekcan
31 Eki 20251 dakikada okunur


Sone
Şâir mâvi kulübeye girdi Bir jeton attı küçük deliğe Tuşladı, numarayı çevirdi Hızla telefon etti bülbüle Yaşlıca, kocaman cüsseli kuş Allı turunculu atkısını Doladı boynuna karmakarış Eline de âhizeyi aldı Can verir bülbül düz konuşursa Musikisiz açarsa ağzını Kâlbinden kan akıyordu kuşun Göğsüne karanfiller bastırdı: “Söyle, al al karanfilleri kana bulasam kim bilecek Şâirin mesleği yaşamaktır, ölürken de yaşayacak”
Ekin Keskinler
31 Eki 20251 dakikada okunur


Dalga
Deniz durgunlaşsa Arttırsa yalnızlığını ya da Hanımeli kokularını hatırlatsa veya alıp götürse seni Boğsa, derin, soğuk sularında… Elinden sadece Teşekkür etmek gelir!
Toprak Yıldırım
31 Eki 20251 dakikada okunur


Mermer diyor ki!
Ve tanrı dedi ki Ziyaret edin kardeşlerinizi Onların kamışları mermerdendir Gözleri buğulu, sağır, dilsiz, yüreksiz… Yine de saygıyı hak ederler Ve insancık dedi ki Teşekkürler mon dieu! Bir ağaca sarılacağım, ardından Bir köpeği kendi iyiliği için geberteceğim Çünkü kararsız, tutarsız ve tamamen salağım ben Ey tanrı, en eski toprak! Yardım eline inandım tüm kalbimle Kanıtlar ağaç köklerinde gizli dedin, kabulümdur ama bundan sonra, mermer gözlerinden Beklenecek tek şey,
Toprak Yıldırım
31 Eki 20251 dakikada okunur


Ortanca adam ve beton
Kuğulu’dan yukarıya Cinnah’a çıkarken yolun ortasındaki mavi plaj sandalyesi Tunalı metrosudur bu Taştan değil kulaçtan.
Toprak Yıldırım
31 Eki 20251 dakikada okunur


Mr. Yalova
Gerçek bir Yalova’dır kendisi Yağmuru güzel yağar Acıkınca sağlam huysuzlaşır Efkarlanınca ağaçlara hesap sorar Sonra gider kavun satar Soluduğu hava satılık değildir Korkuları ise ölmekten ibaret O kadar ki, yaşamayı öğretti bana ‘Hadi oradan! Güzel bir çiçek gördüğünde Yerinden sökmüyor musun? Burnun bir arının kovanı… Yalova’nın evi tadilatta Yer yatağı açtım Kıvrıldı, uyuyor Rüyasında kavun satıyor Ne tarlası var ne korkusu Bir insan nasıl ıslak toprak k
Toprak Yıldırım
31 Eki 20251 dakikada okunur


Biley Taşı
5 duyu organına bir tanesini ve belki birkaç tanesini daha eklediğinde sana kaç adet organının yerini söylüyo? Merak etmedin mi hiç mesela karaciğerini hissedebiliyor musun dokunmadan, kulaklarınla o olduğu yerde, alalede karaciğerini duyuyo musun misal. Hadi nefes aldın, akciğerlerin şişti kalbinse atıyor göğsüne koyduğunda iki elin. Ya pankreasın falan, koşmadıkça dalağın, kum dökmedikçe böbreğin öksürmeye kalsın ciğerlerin ve maazallah durduğunda kalbin biliyolar mı yerini
Emre Öztürk
31 Eki 20252 dakikada okunur


ESKİ BİR KİLİSE
köy merkezinde kara kuru, eski bir kilise yıllardandır eski bir kilise üstelik dimdik karşımda duruyor böyle bir bayram gününde nice bayramlar görmüştüm aslında gözlerim, kaybetmemişken henüz bereketini fakat hiç iliştiremezdim aklıma, terkedilmiş izmaritleri, cam şişeleri ve tekelerden akan çığlıklar soğutulurken toprakta bunun gibi sert zeminli, halıflexsiz kiliseleri evimin yamacında bile olsa çocuktum tabii kollarım gibi çelimsizdi dağarcığım unuturdu dallarındaki öl
Selim Sertoğullarından
31 Eki 20251 dakikada okunur


Deniz Kalpli
Güneşin denize yaptıklarına baksana 14 Kıyı uzanır sonsuzluğa, Bu neye benzer dersin? Günün ortasında yakamoz ile Gelen deniz kızına inanmak istersin. Koy bahçesidir Sözleri tatlı Gözleri güzeldir Saçları ilk yaz Etkisi bir çıkmaz Gülümsemesi ilk armağan Aşkına kanar insan Söylemez kimseye adını Geldiği gibi gider Bir güz akşamı Ne gözyaşlarımda paslansın diye demirden Ne gelen geçen kırsın diye cam illerden Yaptım kalbimi engin sulardan Diye ki hak etmeyen çıkamasın de
Almila Kaya
31 Eki 20251 dakikada okunur


A DAMNED NIGHT
moon has set sleepless walks down the hallway i’m trying to resist the urge of disbelief. the weather feels solid. the only untouchable thing is me. no sun, no moon only dim city lights over me. awareness of constant dying keeps me awake; every dying star above laughs at me. in pity they say: what an ugly mess, a cropped field of humanity, a rusty gathering of fleshful emotions. i’m tired of knowing, sensing all the good things will end in disaster. this beautiful
Ayzen Köksalan
31 Eki 20251 dakikada okunur


Ş
Şimşekler yağıyordu bütün gece odama Yalnızlık kuşatıyordu bütün benliğimi Soğuk havalarla boğuşmaktan öte ama İstediğim şu bir nefes de hakkım değil mi? Enginlere baktıkça havada uçan kuşun Yerlerde gölgesi bile belli olmuyordu Böyle bir dönemde varlığın veya yokluğun Ve anlamın hiç bir zaman yeri dolmuyordu Vazgeçersen eğer yaşama savaşından Ağlarsın beyaz bulutların karardığı gün Sırtlanırsan bir tabutu musalla taşından Unutma ölüm değişir ya hüzün ya düğün Ve baktık
K.
31 Eki 20251 dakikada okunur
bottom of page
