top of page
Yazı gönderimleriniz için: gencyazarlarodtu@gmail.com
Ara


sıkışıp kalmak üzerine
kapamışsın gözlerini bu sıkışıp kalmış dünyayı bir türlü silemiyorsun hafızandan. o nemli,soğuk tuğladan duvarlara vuruyorsun kendini bakıyorsun, avuçlarında kalmış saçların; yalnızlığın soğukluğunda uyuşmuş ayakların. bu fırtınaya karşı duramamışsın, dünyanın bir ucuna savurmuş seni. ayağa kalkmaya çalışıyorsun, etrafına bakıyorsun ki yine aynı yerdesin. hiçbir yere gidememişsin. zaman aktıkça anılar silikleşir zannediyorsun öyleyse neden anıları kilitlediğin odanın karanlığ
Begüm Buse Kükürt
15 Eki1 dakikada okunur


Varolmanın Karşı Konulmaz Hafifliği
Bir yükselip bir alçalan ritmik bir ses, kulaklarını sağır edercesine durmadan çalmakta. Simsiyah, hiçbir şey hissettirmeyecek kadar soğuk bir okyanusun ortasındasın; dalgalar sesin ritmine uygun şekilde titremekte. Nereye doğru ilerlersen ilerle, sonu gelmeyecek gibi hissetmekten kendini alıkoyamıyorsun. Zaman kavramından bihaber olsan da burada fazla vakit geçirmeyeceğini hissedebiliyorsun minik.Burası neresi mi?Olduğun yer önemli değil,önemli olan dışarıda seni sabırsızlık
Enes Yazıcı
15 Eki3 dakikada okunur


hayat
Anlaşmanı yaptın. Süre belirlendi. Doğduğun anda kum saati, tersine çevrildi. Herkes kutladı, ölümle olan sessiz kumarını. Mutlu oldular senin adına, senin aksine. Ağlayarak başladı maceran. Bir sıfır geride. Giderek gelişti vücudun, arzularının tersine. İri bir bedende, sana uymayan sesinle, kabul görmez hareketlerinle ölüme yürüdün git gide. Her yıl doğum gününü kutladılar, birer hediye ile taçlandırdılar. Kimse farkında değildi, kalan ömründen bir yıl daha gitti. Her mutlu
lavinia
15 Eki1 dakikada okunur


Aklımın bir köşesi
Aklımın bir köşesi dahi istemedi seni Bu yüzden tüm kalbimi sana verdim Ortada kalma diye. Ölüm döşeğinde herkes herkesi arar Ben seni ömrümün baharında Her yerde aradım, Derdini anlatmak için Herkes birini ister... Ben seni Çayı kaşı şekerli içtiğini, Hangi şarkıyı dinlediğini, Hangi kitapları bitirdiğini, Mırıldandığın şeyleri dinlemek için aradım. En öylesine anlarına razıydım. Gece odaya sızan havada ne kokular vardır O karanlıkta ne anılar vardır Gece herkes ağlar Ben sa
Melis Aydın
15 Eki1 dakikada okunur


Kimsesizler
Kimsesizler yurdundaymış gibi hissettiren bir hayâsız geceydi, solgun ve yalnız bir ruha ağır gelen. Yan odanın gürültüsü filtresizce kendi kulaklarına ulaşırken kontrol etmeye çalıştığı duyguları karmaşasına bir de bu sebeple öfke eklenmesin diye uğraşıyordu. Kuş tüyü gibi hafif hissettirmesini istediği fakat hâla beton gibi hissettiren yatakta başlığa yaslanmış, dizlerini kendine çekmiş, gözlerini kapatıp dış dünyadan izole etmeye çalışıyordu kendini. Tekrardan ve tekrardan
eva
15 Eki2 dakikada okunur


bu şiirin bir sebebi yok
Çünkü sevdim. bir akşamüstünün hatırlattığı gibi. bu kadarına hakkım yoktu. Çünkü bir cüretmiş benimkisi. ve boş bir sayfayı buruştururmuş gibi bir sestir duyduğum. sonra. sanki sesin. Çünkü biliyordum. içimde bir yenilgiyi. affet- tiğimi günlüğümden okudum. olur olmadık yokladım ilk önce kalbimi. Çünkü kaçınılmaz olan. ertelenmektir kaçınılmaz olanın kaderi. düşündün. düşündükçe aramıza biraz devlet ve biraz da allah girdi. Çünkü bir ayrılıktım. sezmeliydim ki ibret alasınız
Mertcan Okut
15 Eki1 dakikada okunur


HOŞÇA KAL
Bir paradoksun içine sıkıştım... Bir süredir uyuyor muyum, yoksa uyanık mıyım anlayamıyorum. Yaşadığım hayatlardan hangisinin gerçek olduğunu bilmiyorum. Her uyandığımda ya da uyuduğumda kendimi başka bir hayatın içinde buluyorum. Ama size bir şey söyleyeyim mi? Değişmeyen tek şey her zaman o oluyor: Onun gitmediği, hâlâ var olduğu bir hayat... Onu, her şeyden çok sevdiğim insanı kaybedeli ne kadar oldu bilmiyorum. Onun gittiği günden beri yaşıyor muyum, yaşamıyor muyum, onu
Fe
15 Eki3 dakikada okunur


Nasırlı Yumruk
Diren çocuk, babanın hakkı için çık yola Kenetle yumruğunu semaya korkusuzca Tükür, çaldıklarını sırtlayanların omzuna Güneş direnenlerin yumruğuyla doğacak Sevdayı Mahir'den, davayı Deniz'den öğrendik Çığlıklarca sustuklarımızı Nazım'la söylerdik Rakısını koyardı babam, çizik plakta Ruhi Su "Vatan" diye dertlenmeyi babamsız öğrendik Kaçak göçek kurduğu düşler vardı babamın Rakısı kaçak olanın hayali de kaçak olurmuş Sahisini alamayınca Süleyman Efendi'nin Sakisi de hayal
Deniz Yazgı Torun
15 Eki1 dakikada okunur


On Birinci Köyden Önceki Sapak
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlardı. Ben onuncusundan da kovuldum. Yaşanmışlıklarımı sığdırdım yamalarla dolu bavuluma. Tadamadığım tonlarca "keşke" kayıp gitti avuçlarımdan. Çığlık çığlık susmuşum meğer bunca zaman keşkelerle. Delik deşik olan da benmişim sessizliğin sesiyle. Anlaşılamamanın ağırlığı mıydı bu üzerime yağan taşlar? Sahi ya, neydi anlaşılmak? Çıkmadı dudaklarımdan tek bir elveda bile. Bütün elvedaları hapsetmiştim zira çocukluğuma. Kaçarsam her şey rayına
Deniz Yazgı Torun
15 Eki1 dakikada okunur


binaenaleyh
I. binaenaleyh, haritanın çeperine fırlatılmış o ıssız gaz istasyonlarında gece dolmuşlarının muavin koltuğunda sızmış hayaletleri seyredaldıydım birinin çantasından dökülen o bitimsiz, uç uça eklenmiş tuvalet kağıtları ve pedler bir otel odasında kelebek bıçağıyla doğradığı sözcü gazetesi mansur kupürleri, ve fotokopi makinesinin sıcak vajinasından taze çıkmış o dikiş tutmaz fanzin sayfaları.. hepsi aynı şehr’ül kadimin havalandırma borularına boşalan o tek frekansta birleşi
uygar ayhan
15 Eki1 dakikada okunur


Kim? O.
Yattığı yerden tavana bakan Elmas Hanım tavanda yer yer dökülmüş boyalara bakıp bu tavanın evvelden birkaç kez boyanmış olduğu çıkarımına vardı. Bu üst üste sırlanmış boyalar odayı elmas hanımın zihnine değin küçülttü. Döküntülerin en alt katmanı, yer açısından en üst katman, beyazdı ve beyaz elmas hanıma anneannesinin onu sevme şeklini hatırlatıyordu. Elmas Hanımın insandan insana değişen el kadar ölçü birimiyle anılan, günden güne değişen bebekliğinden beş sene önceki vefat
Kemal Faruk Yılmaz
15 Eki5 dakikada okunur


YİRMİNCİ SONBAHAR
Sabahı, akşamı kızıl mı kızıl bir yüz. Salına salına gelmekte, vakti ermiş güz. Süzüle süzüle dökülen yapraklarda kendini görürsün. Kalamasan da kendini, maziye götürürsün. Acele adımlarla çatırdayan yapraklar ezilir. Kıpır kıpır için, geçmişten hüzünlerle bezenir. Apansız nahif bir ağlayış gibi yağmur çiseler. Keşke ıssız ruhlarda yüce duyguları bilseler. Ansızın kaplar içini bir hüzün ki tupturuncu. Bu yirminci sonbahar, ne beşinci ne onuncu. Dersen ki “Sahi, hüznün turuncu
İhsan Emre Tezcan
15 Eki1 dakikada okunur


İnsan Üstündür
Muhtemelen bir insanın yapabileceği maksimum hızla kaçıyordum ölüm meleğinden. Bir insan kızı için uzun yaşamıştım ve her bir nefesimle de yaşamaya devam ediyordum. Ancak sanırım ecelim, her adımımla bana daha fazla yaklaşıyordu. Yine de omzumun üzerinden arkaya bakıp mesafeyi ölçmeye cesaretim yoktu. Yüz on bir yıl… İşte bu kadar zamandır vardım. Beni dünyaya getiren kişiler, o bedendeki görevlerini tamamlamış ve maddesel dünyadan ayrılmışlardı. Uzun hayatım boyunca buna h
Lil. S.
15 May2 dakikada okunur


Kızılay’da İkinci Gün
Korkuyorum. Konuşmasam olur mu? Hastayım sanırım. Birazcık yürümek istiyorum, en iyisi yanıma maskemi alayım. Gözlüklerimi kaybettim, kimya labında taktığım gözlük görür işimi. Midem de ağrıyor kaç gündür: Reflü ve gastrit, gastrit ve reflü. Rennie çözer umuyorum ki derdimi. Rennie ve Talcid, Talcid ve Rennie. Korkuyorum. Kızılay’dayım. Meydanın kalabalığından şaşkına döndüm. Bu işten hiçbir şey anlamadım. İnsanlar bağırıyor. İnsanlar bağırırken yürüy
M.
15 May3 dakikada okunur


Zeka
"Zekanın en önemli hususiyetlerinden biri onun ahlak ile olan ilişkisi. Olanak yaratmakta gelişmiş derecede usta olmalarına rağmen karşı olanağı yaratmakta da yeterince ustadır. Aynı Epiktetos'un her zaman Sokrat'a anlatmaya çalıştığı gibidir. Eğitildikçe eğitimden sıyrıldığın gibi, ahlaklı oldukça ahlaktan sıyrılırsın. Zekanın gücü de, ayıracak ahlaki eğitimi insanın kendi kendine edinmesini sağlamaktır. Ahlak, insanın biricikliğinin içindedir çünkü. Ve kendini eğittikçe ahl
Yavuz Selim Yılmaz
29 Nis1 dakikada okunur


21. Yüzyıl Destanı
Kımız elden düşmeden Hainler üşüşmeden Al eline maaş çeki Kılıç değil yiğit, çakı! Şimdi uğraşma askeriyle Senin işin asgariyle -Bilmem kaç yıl- bir çocuk Kaç bin olmuş agucuk? Hortumuyla kelebeğin Altı temizle bebeğin Destan denen böyle olur Yolda bir ben bir eşek kalır Eşeğe de vurdum semer Bir kravat bir de kemer Cebe de üç beş bir şeyler Bir paraya bin eyler Cepte hava , sırtta yükü Eksik olma Afgan dükü Eşek gözü , kısrak kökü Kaldı sana zıkkım peki Peki , pekini yedi ha
Mehmet Civan Aslan
29 Nis1 dakikada okunur


Seveceksin
Seveceksin Hem de ne hakim gibi ne de yargıç Hani ekmek isyana kalkar taş fırından da koparırsın ya boynunu İşte böyle en haklı isyana dur diyecek kadar seveceksin Seveceksin Hem de ne umursamadan ne yitip gidecek gibi acıdan Hani yol kenarında araba çarpmış kediye bakar hüzünlü hüzünlü devam edersin ya yoluna İşte böyle hem için hüzünden parçalanacak hem de ardına dönüp gidecek kadar seveceksin Seveceksin Hem de ne paramparça ne de yitik, viran Hani oturmuşsun masaya ama içi
Hasan Hüseyin Korkargil
29 Nis1 dakikada okunur


bapbap
gel ahali bu sene taş yağmayacak toplanın, sıralanın, çemberi açın “bapbap çok geçti kazana düşeli babam vakti ödüllendir bizi rahman” halk halkalaşıyor başlıyor halay ritme uymayan bir çocuk düşüyor ortaya dikiyor fidanı halayın ortasına dikleşiyor gölgesi, alayın parmaklarına “bapbap meyve, ayva veya armut versin bu ağaç” fidan dikiliyor dikleşiyor çocuklar demek yanlış bir şey var vakit devir teslim çocuk kibar
Selim Sertoğullarından
29 Nis1 dakikada okunur


KALK EVLAT, HENÜZ İŞİMİZ BİTMEDİ
Evlat, Yorgan sıcak biliyorum, hele sırtın ağrırken, Uyku tatlı biliyorum, hele dün uyumamışken, Yer rahat biliyorum, yediğin son yumruğun üstüne, Ama evlat, işimiz henüz bitmedi. Bedenin aklına itaatsiz, Aklın bu yüzyılın sahte rahatlığına alışmış. Peki ama, bedeninin bu yüzyıldan haberi var mı? Atalarından kolay yaşama şansını bulsan da, Bedenin kadim düzenini buruşturup çöpe atacak mı? Şah damarındaki fırtına bir yorgana teslim kalacak mı? Tabii ki öğrenmen gereken bir kon
kadir
29 Nis2 dakikada okunur


Kurtuluş
Akşam ezanı okunmakta, cünüp olanlar gusül almakta; müminlerin ibadet vakti çattı gelmiş. Kurtuluş Parkı’nda sessiz sakin bir hava hakim; birbirine benzeyen her günün bir benzeri yaşanmakta, tek bir farkla: Üstü çıplak, vücudu yazılarla dolu, saçları ağarmış, kafasında madenci kasketi bir deli, elinde bayrakla dolaşmakta. Bu deli; Kurtuluş Parkı’ndaki kendi halinde güvercinlere bakarak çekirdek çitleyenlerin, güneşin tadını çıkarmak isteyenlerin, belki de biraz olsun günlük y
Enes Yazıcı
29 Nis3 dakikada okunur
bottom of page
