top of page
Yazı gönderimleriniz için: gencyazarlarodtu@gmail.com
Ara


AĞLANMAK
kerpiç duvarlar dere yataklarına henüz bu kadar yakın değilken kalem arkalarını dişlerdim kurşunun tadına varana dek memeden sonra kolay olmuyor bir de emzikten kesilmek her şeyden çok firavundan korkardım çünkü benim savurduğum çınarın dalları kör yılanı bile andırmazdı ellerim titrer geçer duvarlarla arana eşelerdim sırtını anlamazken neden bazı sabahlar nemliydi yastığının başı şimdilerde vakitlerimizi paylaşırken iki üç soruda ettiğim kem küm ve yutkunmalarda özlüyorum k
Selim Sertoğullarından
6 gün önce1 dakikada okunur


Aklı beyaz biraya takılan karınca
Aklı beyaz biraya takılan karınca Bu mesleğin madenlerine inecek Ve öğrenecekti ki En güzel yanan kömür Renginde kararlı Sonra bir arpa boyu Büyüyecek karınca Ve öğrenecekti ki Kalleşlikten kardeşliğe doğru Bütün biralar sararmakta Bir farkındalığın yorgunluğunu Oğluyla telafi etmeye çalışacak karınca Ve öğrenecekti ki Ölmek tane tane Ölmek duvara karşı ve soğuk Karınca finalde deliriyor Çünkü yola hiç çıkmamış gibi Aklı beyaz biraya takıldı Karınca bir ayyaştı gençliğinde Şi
Toprak Yıldırım
6 gün önce1 dakikada okunur


DAPHNE
Gecesinde alkol Sabahına ağrılar. Kabuslardan daha korkunç İnanılan rüyalar. Başka kollarda solarken sen Ve akarken tanelerin, Çabasız parmakların arasında. Döküldüğün çöle muhtacım. Kurşun damlamış kalbine, Görmez altın gözlerimi. Zamanın berisinden gelen bir efsane Çoktan yazmış kaderimizi. Şarkılara eşlik etmedikten sonra adın, Bana esmedikçe yaprakların; Köklerini salıp duyduğun bu pişmanlık Veya aşk hâlâ sadık ve inatçı Beni gülüşünde mecbur, Gözlerine mahkum, Sevgine mu
Ilgaz
6 gün önce1 dakikada okunur


Ölümsüz Bahar
Bir ant üzerine kurulu varlığım Sessiz bir köşede içine alacak seni Ölümsüz bir bahara götürecek Ben bu ant ile seni bağladım Göğe, suya, toprağa Önce kıştan geçirecek seni varlığım Sonra yazdan Bugün kış geliyor Ve ben kapımın önünde bekliyorum Zemînin ağarmasını Artık yeşil boyalarla kapatamazsın akları, sana sesleniyorum doğa Ve ben kapımın önünde bekliyorum Serçeleri tunç, güvercinleri mermerden Bir kış yaklaşıyor Selâm sana, ey masum kış Artık süpürgemle verandadayım Ve
Ekin Keskinler
6 gün önce1 dakikada okunur


ANILAR
Buruk bir arzuyla Kedinin ciğere baktığı gibi Sadece bakabildiğim Bir fotoğraf karesi elimde Mutluluğum hapsolmuş içine. Zalimce akıp giden zamana karşı Dondurulmuş bir an Bugünümden kaçıp sığındığım Dünüm Dünümün anıları Riyakardır onlar Geçmişte güldüren Ama şimdi hatırladığımda Boğazımda düğümlenen yumru Gözümden akan yaş olan İkiyüzlü anılar
Keşke ağaç olsam
6 gün önce1 dakikada okunur


Kendi
Kendi kafesinde barınan ruhlar Pencere ararken tökezleyen Yalpalayan adımlar Kime ait? Bu eski ve soluk balon Kırmızı Hayallerin içine battığı o bataklık Kim nerede ? Kayboldum ben yine boğuk gecede Öğle arası bir dinginlikti Aradığım bağırarak benim ruhumu Çağıran topraktı bağıran insanlarn arasında Beni gören tek şey Kaçtığım kendisinden Bir tutam yaşamak için İki üç sebep gerek Bulamadıklarım artık yok Bulduklarımsa nerede bilmiyorum. Kaçarken kaybettim onları. Bir ruh hal
gece
6 gün önce1 dakikada okunur


başından
başından aşağı dökülen boyalardı dayatılan tüm kişilikler kaybolan geçmişe ait her yansıma geceleri selam veren sırlı aynada gümüş işlemeden bir imza asalet dolu cümleler dudaklarında sessizliğe gömülen elçi yine ne amaçla burada? kovala şu kediyi sakın çıkma ağaca düşerken sonsuz bir nehre akıntının önüne her seferinde farklı bir bilmece bana seni anlatan üzerimdeki tüm renkler artık bana ait çünkü ben bendim tüm sırların önüne çekilen ya da sessizce izleyen geceyi bekleyen
gece
6 gün önce1 dakikada okunur


ankara gibisin
fazla neşeli bir halin var ama meşrutiyet caddesi gibisin güven parka giden yolda kaybolmuş birisin ulustan daha yaşlısın hayta bir çocuk misali odtü ile yarışırsın beytepeye giderken niyet edersin bir şeylere hacettepe misali benimsersin her şeyinle tunalıdan koşmaya başlarsın bahçeliye kadar kızılay... sensin! o hafif meşrep halinle Milli kütüphanede inip bahçelievler gibi özlersin uzak ama yakınındaki sevdiceğini emeğe varmadan uyursun aşti gibi kimsessizler kimsesi Anadol
gece
6 gün önce1 dakikada okunur


BENCE BEN
Bazen ben olmak Bana ben olmak gibi gelmiyor. Mısralar karanlıkta kayboluyor. Aydınlık resmen yutuluyor. Boğazımda düğümlenen sözcükler, Şiirlerime yansıyor. Havada ağır bir nağme, Sözlerimde hafif bir denge, Gözlerimde hüzünlü bir imge, Var sanki beynimin içinde. Ateşe düşmüş bir damla su, Nehirde boğulup giden bir kıvılcımın umudu, Şen şakrak öten kuşların bulunduğu, Ormanların ağaç dallarını yuttuğu Bir ezgiyim ben Biliyorum Sessiz sakin anlıyorum artık Gecenin karanl
gece
6 gün önce1 dakikada okunur


Yolcu
Sırtındaki yükün adımlarını zorlaştırması yetmiyormuş gibi, çöl güneşi acımasızca bütün varlığını yakıyordu yolcunun. Uçsuz bucaksız bu çöl kavruluyor, ayak tabanları korda yürürmüşçesine yanıyordu. Fakat bu kuraklığa ve ateşe aldırış etmiyordu yolcu, sırtında taşıdığı varlığın asaletinden. Gözlerini kısmış, kendinden emin bir şekilde ilerliyordu bu hiçliğin ortasında. Kimsecikler yoktu etrafta; ne bir ruh, ne bir beden. Bazı hikayeler duymuştu geçmişte, insanların yolculukta
Güneş Canımoğlu
6 gün önce2 dakikada okunur


BİR ABLUKA BİR EKSİKLİK
“Ekmek vardı, tereyağı vardı, utanılacak bir şey yoktu. Bir şey daha yoktu ama kavrayamıyordu ” Oysa görünürde her şey dünün, dünden önceki günün hatta geçmiş onlarca gün ve haftanın aynısıydı. Yine aynı saatte kim bilir kaç ay önce kurduğu aynı alarmla uyanmış, yıllardır kullandığı keskin kokulu losyonları, kremleri sürünmüştü. Mutfaktaki ufak masada kahvaltıya koyulana kadar da yıllar önce ölmüş şairlerin şiirlerinden bestelenen kanıksanmış şarkıları dinlemeye çabalamıştı b
Sena Kağnıcı
7 gün önce3 dakikada okunur


küçük bi’ afet ve yüzme bilmeden atılan gemici düğümleri
başımdan aşağı balçığa bulandım. kendi sesim mi yine bana vuran? var mı kimse, mavi kuşlarım? hangi diyara göç ettiniz? hangi sıcak nehir akıntılarında kanat çırpabileceksiniz ha bensiz? ben çırpındıkça batarken burada göğsünüz hangi dağın ardında sızlamadan durabilecek? ah, zindan gibi bir yer burası, gökyüzü varla yok arası. kendime yoruldum ben burada, kimselere değil. beni kendime yordular ya da. zangır zangır titriyor gövdem. verdiğim nefes, aldığıma karışıyor. köşel
Şevval Nur Karpuzcu
7 gün önce3 dakikada okunur


hemdem
bütün hayaller yarım kalır, eski oda balkonunda annemle yeniayı ve beyaz çamaşırları izledik bu dünyada hiçbir şey bir türlü tamamına ermez yeniay mı konuştu annem mi bilemedim iki burgazlı tek hayat, yaratma cesaretimin bedenime en müthiş eseridir içinde hayal kurmayı öğreten yeşil ada kırdığını unutturan dört duvar odayla haramilerle dolu mağarasında dikilen ben olmuşum sanki amcam yerine servetinin sırrı görmek ve unutmakla alakalı demek annem haklı gene her servete kalaba
Şevval Nur Karpuzcu
7 gün önce3 dakikada okunur


Henüz
5 Şubat 2025 +Seni aradım, buldum sandım… Meğer kaybolmuşum. Of, kafam o kadar karışık ki. Ne bu yolu yürümeye mecalim var, ne de dönmeye.. Ama ne yaparım, nerede kalırım buralarda. Belki de sen gel istemiştim içten içe…Bekleyişlerim bundan olsa gerek. Ama heralde durmamam gerek. İleri ya da geri bi yöne yürümek gerekiyor. -Durup birinin gelmesini beklemek…Ahmakça. Sen kendi içindeki seni buldun mu ki başkasının gelip bulmasını bekliyorsun? Sen hiç kendini başkalarını sevdi
Nur N.
31 Eki2 dakikada okunur


SIRÇAYA DAİR
Sabah uyandığımda yoktun. Sensiz günler geçmiyor Feza. Ne yapacağımı bilmiyorum, yokluğunla nasıl baş edeceğimi, burada olmadığın her bir an duvarlar daha da üstüme gelirken, nefes alamazken, hayalinle yaşamımı devam ettirmeye çalışırken ve ettiremezken en çok da kokunu duyduğumda yazlık evin yanındaki yaseminlerin kokusunun sarhoşluğu içerisinde sahile adımladığım zaman, deniz bana seni geri vermiyor, yansımanı görüyorum, gözlerini, vazgeçemediğim dudaklarının belli belirs
Yasemin Güngör
31 Eki5 dakikada okunur


RUHUMUN KATİLİ
Birisi var Sesi kulaklarımı tırmalıyor Yüzü midemi bulandırıyor Varlığı ruhumu boğuyor Birisi var Sözleri bıçak gibi En güzel anlarımın Saf sevgimin Ruhumun katili Damarlarımda akan kandan Kaderimden Benliğimden nefretim İçimi kemiren öfke Sana değil bana ızdırap Varlığın yokluğundan beter Boğuluyorum
Keşke ağaç olsam
31 Eki1 dakikada okunur


Yapboz.
Hayat bir yapboz. Değişken parçalı, sonsuz oyun amaçlı. Oyun. Zevk vermeli değil mi temelde? Bu oyun, o tür bir oyun olmaktan çıktı "hayat"la harmanlandıktan sonra. Değişken parça Güneş ışığının kırılmasından daha fazla renk var onda. Yapboz. Yaptım kendimi, bozdum sonra hepsini. Tekrar, tekrar, tekrar... Olasılıklar döndürür başımı. Olmasaydı kırık parçalarım ulaşırdım onlara. Kırık, fazla kırık, daha da kırılıyor. Her kırık ses sürüklüyor beni uçurumdan aşağıya. Bilinmezliğ
İlayda Tekcan
31 Eki1 dakikada okunur


Sone
Şâir mâvi kulübeye girdi Bir jeton attı küçük deliğe Tuşladı, numarayı çevirdi Hızla telefon etti bülbüle Yaşlıca, kocaman cüsseli kuş Allı turunculu atkısını Doladı boynuna karmakarış Eline de âhizeyi aldı Can verir bülbül düz konuşursa Musikisiz açarsa ağzını Kâlbinden kan akıyordu kuşun Göğsüne karanfiller bastırdı: “Söyle, al al karanfilleri kana bulasam kim bilecek Şâirin mesleği yaşamaktır, ölürken de yaşayacak”
Ekin Keskinler
31 Eki1 dakikada okunur


bizim apartmandaki emine yenge
erken kalktı emine yenge emine yenge yarım kişilik yatağını topladı önce kahvaltı hazırlamak gerek sonra yerler silinir bir de koltukların yeri değişecek gözleri görmez emine yengenin komşuya gider tuzu olsa da telefonunu çıkarır arayıverin der uzattığı numarayı -sesinin şiddetine güvenmeden- komşu her gün de gelmesen der kendi içinden numara emine yengenin oğludur en azından onlardan biridir bir boka yaramazdır o da olmasa emine
Mertcan Okut
31 Eki1 dakikada okunur


Dalga
Deniz durgunlaşsa Arttırsa yalnızlığını ya da Hanımeli kokularını hatırlatsa veya alıp götürse seni Boğsa, derin, soğuk sularında… Elinden sadece Teşekkür etmek gelir!
Toprak Yıldırım
31 Eki1 dakikada okunur
bottom of page



