top of page
Yazı gönderimleriniz için: gencyazarlarodtu@gmail.com
Ara


Görüngü
"Ruhun gıdasız kalmasına benzer bir yapı. Geçici bir heves üstüne inşa edilmiş kumdan kaleler, size sunulmasını beklediğiniz her şeyin yüzünüze ansızın ve kayıtsız gerçeklikle çarpışı, biricikliğinizi bırakışınız ve nicesi. Uygun adımlar yerine koşar adımlarla gitmiştik hayatımız boyunca, aramız oldukça açıldı. İnşa etmeye muktedir olamayışımız kadar rahatsızlığımız ve sürekli gerginliğimiz de sağlıklı tarlaların yokluğuna birer sebepti. İnce zevkler ve tarif edilemeyecek kad
Yavuz Selim Yılmaz
10 Nis5 dakikada okunur


Kulağımda neşeli kara bi böcek
Kulağımda neşeli kara bi böcek Sesimin telleri hapsolmuş mutluluğuma Şöyle güzel bi bağırsam kimse duymaz gibi Kulağımda neşeli kara bi böcek Ağırlaşmış başım yastık Bu soğukta ceplerim ellerimi aramakta Yorgunluğumu dindirecek Etten bir duvardan fazlası da değil aslında Kulağımda neşeli kara bi böcek Bir ninli misali yatakta sallanınca Kaybolurum anılar atlasında Ama uyandığımda kafamda çalan plak Kuruyan dudaklarıma su çalmakta Kulağımda neşeli kara bi böcek Boş verlerle ar
Soner Süleyman Sever
10 Nis1 dakikada okunur


Kuşlar Geceleri de Öter
Gündüz ile gece çoktan yer değiştirmiş, Yıldızların ışıkları geceyi aydınlatma görevini üstlenmişti. Terk edilmiş binaların ve uykuya yeni dalmış ağaçların arasından sadece tek bir ses yankılanıyordu. Taş zeminde tıkır tıkır ses çıkaran iki çift ayak. Sadece yürüyorlardı, yürüdükçe düşünüyor düşündükçe yürüyorlardı. Doğru yoldalar mıydı yoksa kayıp mı olmuşlardı. Umursamadılar. Öyle bir rüzgar geçip gitti ki içlerinden, kalplerinin üstünde örtülü kalmış bir parmak tozu aldı g
Açelya Şebnem Kayalı
10 Nis2 dakikada okunur


Laanet
Bir kurbağa kum yutmuş burnundan Ve bir çocuk istemez bazen anne eli tutmak Ve o gün tatmış duvar çayım en tazesini Nasıl olsa annem temizler diyerek Hatırlarsın, Yarı vampir sayılırsın Güneşe çıktın mı tıksırırdın iki defa Sesini keserdi yokuş aşağı bir telefon Ama denk gelicek Korkucam yanımda sıkılmasından Gözlerinin rengini ondan öğrenicem Çekincemden Beynim yasak edicek seni görmeyi Kalbime olan aşkından Alışıcam...
Eren Goleme
10 Nis1 dakikada okunur


HOŞ GELDİNİZ, BEBEKLER!
Dünya'ya hoş geldiniz, bebekler! Bu taraftan buyrun lütfen. Hatırlamanız gereken bir iki detay var, Standart prosedür bu, Dünyanın her yerinde aynı kurallar. Kural 1: Işığı gördüğünüz anda ona yönelin, bu mecburi. Ciğeriniz sıvıyla dolu, ilk nefes canınızı yakacaktır, İşte tam o anda ağlamanız şiddetle önerilir, Unutursanız, ebeniz size şiddet ile hatırlatacaktır. Kural 2: Artık "yemek yemek" denilen şeyi yapmalısınız, Hem de günde üç kere en az! Yutmaya dair kabaca bir fiki
kadir
10 Nis2 dakikada okunur


Kayıp
Avare avare gezerim. Akşamları insana "bir gün daha tükendi" diyen o çile düdüğü çalar fabrikada; kendimi atarım sokaklara. Karaköy’ün gazozcusu, meyhanesi, restoranı, kitabevi, sahafı, büfesi, operası, sineması, düğmecisi, turşucusu... Hepsini tek tek geçerim. Her akşam o aynı köşede, “Yasaşın Cumhuriyet!” diye haykıran evsizin yanındaki Yusuf’un Kahvesine girerim. Yusuf’un kahvesi; evsizin, yurtsuzun, emekçinin, sanatçının, gece uyuyamayan, gündüzleri uyanmak istemeyen, gör
Enes Yazıcı
10 Nis5 dakikada okunur


En küçük burjuva
Yaşasın sermayemiz! Yani -ellerim,gözlerim ve bacaklarım- En kötü durumda ölürüz İşte o zaman geçmez yaralarım Kesilmemiş dizimin ağrısı , üç dört yıldır Ellerim de kirli Kendimi bildim bileli Gözlerim iyi hâlâ Emeğini tartarmış o Büyük pazarlık zenginin işi bizim küçük burjuva çulsuz, gösterişli, En büyük pazarlığın sahibi Beş mi olur Sekiz mi ? Elin yaralandığı yerde eldiven sağlam kalır mı?
Emircan Mersinli
10 Nis1 dakikada okunur


GÖRDÜĞÜNDE
Mutluları kıskandığı kadar Ağlayanları da gördüğünde Kıskanır mı insan Sanarken paylaştığını Arkadaşlarını gördüğünde de ağlar mı insan Tabii de kaç kere Belli belirsiz gelenler gördüğünde Kaç kere pişman olur insan O günden beri kaç kere kızar kendine Bu sefer cidden kendine acısından Gördüğünde sefaletini Bu sefer nerede İnsan insanı nerede görür Karşısında kışın açan Yaz çiçeğinin güzelliği karşısında mı Tıpkı kendisi gibi donan yaprakları arasında ya da, Belki de sadece a
Bora Yasin Tarcan
10 Nis1 dakikada okunur


İlmihal
"Paçalardan akan kan nasibini bulmuş Gözlerin kayıp giden feri efkara boğulmuş Lafların ardı boş, içleri zaten pespaye Gidenin arkasından küfür, kulağa hoş gelen çare Ağzınla kuş tutsan nafile, kalpler med cezirde Uykusuzluğun dinişi, gecenin sonundaki fecirde Aşık şairin kalemindeki satır, yüreğindeki buğu Çirkin yavrunun durulmasıyla olduğu hoş kuğu Doğrulttuğu dikenin gülü, acısıyla dostunu bekler Hali duvardan duvara savrulmuş, çıkar gelir bir er Beklediği bir gülen yüz k
Yavuz Selim Yılmaz
15 Mar1 dakikada okunur


Çocuk
Hayır işte, hayır. Onlar yerlerinde kalmalıydı. Dikişle tutturamazsın bazı şeyleri, dokunmaman gerek, yırtarsın. Hadi yaramazlık ettin diyelim, sonrasında üstüne devam ettirmen gözümün içine baka baka. Sana o an bayağı acıyorum. Hani akılsız bir hayvan görürsün, yaptığı işin zerre kadar faydası olmayacağını bilirsin ama bir şey desen de değişmeyecektir, kaderdir, aynı öyleyim. Bir yandan da sıkılmış hissediyorum fazlasıyla. Senin kadar gözü pek ve asi olamamak canımı sıkıyor.
Yavuz Selim Yılmaz
15 Mar3 dakikada okunur


Ha h a Ha Ha h a Ha
Uyuyodum ne güzel nolduysa o zaman oldu Anlamadımda uyandım böyle gözlerimi açamıyom Nası desem şimdi uyuyomda çok da uyanamadım Neyse gözüm falan yandı sandım da geçti sonra Işık mıymış neymiş Lavuğun biri dedi Bazı mallarda far görmüş kedi gibi bakıyo Birader kafayı mı yediniz la tamam daha önce görmedik de Kör olacaksınız baka baka Herkes toplanmış konuşuyo falan ben ayrıyım tabi Lavuk geldi dokunuyo bana Dürtüyo Diyo gel gel diyo Gidek bi bakak Birader dedim çok meraklıys
Eren Goleme
15 Mar1 dakikada okunur


Hissizliğin acısı
Gönlünü delip geçen sızı aşk olsa gerek Yaşadığını hissettiren Yoksa hissettirenmi aşkın kendisi olsa gerek Ruhunu hiçliğe bırakan Dilde çalan şarkı mı hissettirir yokluğu Boş sokakların karanlığında dinlenen şarkılar Hissettirir insana en derinden yalnızlığı hissizleşene kadar çektiği acılar Şimdi Yeni bir sayfa açmak gerek Mürekkebinde gözyaşı olmayan, bembeyaz Hissizlik değil, yeniden ateşin içine girmek gerek İşin sonunda yine yanacağını bilerek
Atilla ışık
15 Mar1 dakikada okunur


EN KOMPLEKS DÜĞÜM
Kozmozda bir gezegen, yıldız tozu temelinde. İlk çağlarda, belki de evrenin merkezinde; Tam bu kayaların üstünde, hırçın denizlerin bağrında, Bitmek bilmeyen ateşten bir fırtına çağlardı. Yerinde duramayan öfkeli atomlar, hiçbir şeyi umursamazdı. Sonra, belki de bir anda, bir mucize sızıverdi kaostan: Bir grup atom, tüm o kombinasyonlar arasından, Bir maceraya atıldı: Molekül oldular; kararlı, aç ve hırslı. Yetmedi, el ele verip duvar ördüler dünyaya: "Kutsal olan içeride kal
kadir
15 Mar3 dakikada okunur


Protez
yamaya iştah, çizikli patiğe sinirlenmeye sökülen cilanın geri gelmemesine, çimentoya iştah yol kenarındaki hurdaya, parça parça şantiye döküntüsüne renk geçişinin olmadığı yere, bandanaya banta, merheme iştah ilaç değerlendi cam arkasında ve, mendil yok krem yok, ellerim kuru bugün de. yusyuvarlak birer kesecik her eklemimin üstünde, kaplayan deri de kopmaktan çok hoşnut. çünkü hareketine uygun biçemine uygun. traktör pis olmaktan, paça da kirlenmekten hoşnuttur. koşulu oluş
Asya Çebi
15 Mar1 dakikada okunur


Kedi Almışım Kucağıma
bir kedi almışım kucağıma dilim alışık değildi kelimelerine ve sana dağlarda yetişen meyve isimleri henüz anlamlar açmamıştı benim için çünkü bizde dağlar turist çekmez denize dik ya da paralel değildir meyve desem belki karın ağrıları doğurabilir kedi baş ucumdan pışpışladı beni ve televizyon ışığında benziyordu lekelerimiz renkli dalgaların arasında yapılan danslarla ithal kıymıklar tıraşladın boğazımdan mesafelerin üstüne yatınca bulaşıyorduk bana bakıyordun topaklı bir fa
Selim Sertoğullarından
15 Mar1 dakikada okunur


GARİP
Sevdigim kadar nefret ettiğim yerdeyim Zamanın varlığına lanet eden Akışın dalgalarına bakarken Beni geçecek olduğuna inandığım Eksik gibi duran her şey için Ben hiç tamamlanmadim ki Tekrar yanacağına inandığım o küller Uçusmaya başladı bile Gözüme kaçıp Gerçek anlamda geçtiklerini gözüme sokarcasına Senin aksine şaşırmadım Ne bende(n) fazla kurcalayacak merak Ne de buralarda ihtiyaç duyan saat var Dediğim gibi saat iyiyse sıkıntı yok da 6ysa bir gözden geçirmek lazım
Bora Yasin Tarcan
15 Mar1 dakikada okunur


GÖRDÜĞÜNDE
Mutluları kıskandığı kadar Ağlayanları da gördüğünde Kıskanır mı insan Sanarken paylaştığını Arkadaşlarını gördüğünde de ağlar mı insan Tabii de kaç kere Belli belirsiz gelenler gördüğünde Kaç kere pişman olur insan O günden beri kaç kere kızar kendine Bu sefer cidden kendine acısından Gördüğünde sefaletini Bu sefer nerede İnsan insanı nerede görür Karşısında kışın açan Yaz çiçeğinin güzelliği karşısında mı Tıpkı kendisi gibi donan yaprakları arasında ya da, Belki de sadece a
Bora Yasin Tarcan
15 Mar1 dakikada okunur


durmaya yüz tutmuşların alacağı notlar
1. bir eve dönüş şiiri yazmalıyım. hani bana şehrin çehresindeki bacaları saydıran. bıraktığım gibi değilmiş buralar demeli. sonrası gelir. önce arabesk. biraz da nostalji. 2. avuçlarıma sığmayan bir günün istemiyle uyandım dedim ki en çok ben yürüyeyim bugün. yürüdüğüm yolu en çok ben seveyim. oysa suçluyum kaçmaktan. şehrime bakıp da çirkinlik aramaktan. dilenciye verdiğim paradan. suçluyum kullandığım bütün sevgili hitaplarından. bugün yürüyemediğim bütün yollara mahcubum.
Mertcan Okut
15 Mar1 dakikada okunur


ÇAKMAK
Uzaklardan gelen bir oluş Bir de evimin arkasındaki yokuş E tabii kafamdaki o kuruş Cebimdeki karşılıklar ve delikler Sebeplerinden çok sonuçlar Hepsini o sandalyeye uzanırken dağıttım Uyku serseminin verdiği nahoşluk Bana çakmağı hatırlattı Geri daldım uykuya Uyanmama alarm çaldı Her şey yerli yerinde Alarmdan özür diledim Bir iç çekip Bir iç çekip Bir İç Çekip (Hiçbir şey yapmadım) Görebileceğin
Bora Yasin Tarcan
15 Mar1 dakikada okunur


Geldi
Kapı çalındı Küçük, biraz tıfıl, yaramaz O aşırı gülümsemesiyle gözlerini saklıyor Geçti, yeşil beyaz çiçekli elbisesiyle Bekliyor demezsin Altın sarısı gözleriyle ayaklarını dans ettiriyor adeta Bu sefer küçük sandalyesiyle gelmiş parlak, kırmızı Limon kokan turunç saçlarını annesi bu sabah örmüş Bekliyor, bekliyor yaşlı paltolu adam kalkacak Hiç oturmasa da kapacak o köşesini Paltolu da yorgun yudumladı son çayını Şapkasıyla selamladıktan sonra bizimkini ağır ağır Çıktı kap
Soner Süleyman Sever
15 Mar1 dakikada okunur
bottom of page
