top of page
Ara

Çocuk

Hayır işte, hayır. Onlar yerlerinde kalmalıydı. Dikişle tutturamazsın bazı şeyleri,

dokunmaman gerek, yırtarsın. Hadi yaramazlık ettin diyelim, sonrasında üstüne devam

ettirmen gözümün içine baka baka. Sana o an bayağı acıyorum. Hani akılsız bir hayvan

görürsün, yaptığı işin zerre kadar faydası olmayacağını bilirsin ama bir şey desen de

değişmeyecektir, kaderdir, aynı öyleyim. Bir yandan da sıkılmış hissediyorum fazlasıyla.

Senin kadar gözü pek ve asi olamamak canımı sıkıyor. Hatta diyebilirim ki kalbimi yaralıyor.

Özgür hissedemiyorum besbelli, bu sabahtan beri, hatta doğduğumdan. Senin serbestliğin

öyle devasa, öyle maharetli işlenmiş ki bu dediklerimin sana işleyebileceğini zannetmek

saçma ilk başta. Poz vermene gerek yoktu mesela, kameraman çok olsa da dünyamızda, senin

umurunda değildi, en sevdiğim şeyin oydu. Tenha, in cin top gezen yerlerde hiç de

korkmadan bütün karanlığa atabilmiştin adımlarını. Kaderin hakkında hiçbir fikre sahip

olmadan hayata atılman gibi. Zirve ve dip yoktu, sen yaratmalıydın. Kafanın içinde gizli bir

mahzen vardır sanırsam, zindan da diyebiliriz, muhtemel kâinatın korkunç suratlarının her

daim farklı türden absürtlüklerle doldurulduğu, mutlu kalabilmişlerin sınır dışı edildiği bir

şey işte. Benim zihnimde ise var olan hep unuttuklarım, bir de değişmeden kalan bir ufak şey

var. Yalnız hissedebiliyorum. Herhalde o karanlıkların arasındaki geçişi sağlayan

dehlizlerdir, sonuçta bir aydınlığın yok ki senin, olmasına gerek de yok. Sen var edersin,

belki.


Galiba anlamaya başladım. Üstümüzdeki bulutlar, ayağımızın altındaki uçsuz bucaksız

denizler ve köprüleriyle boğaz, kısacası evren, senin gözünde bir tuvalden başka anlama

gelmiyor. Onlara inci diye bakan gözler tabii ki de zarar vermekten hep korkacaklar. Biz

ortalığa sokak lambalarını dikmişiz, gördüğümüz aydınlattığı birkaç metredir. Seninki nedir

diye düşündüm dün, kapıları zorladım gibi oldu, çaresiz ve kaygılı hissettim yeni yoklukla

tanışırken ama alışıyormuşsun. Aynı kış ayında girilen soğuk denizin suyu. Ve ilk defa

hayatımda deliksiz uykuyu tattım biliyor musun? anılarımı yarattım, hayallerim vardı.

Hepsinin saçmalığını da gerçeğini de ben yarattım. Yattığım yatağı taştan yaptım, kalktım her

yerime batmış keskin uçlarından mustarip ve gezdim. Etraf güzelmiş, yeni insanlar da var.

Saçları istersen mavi, istersen beyazdır. Ahlaki keşfettim diye de hissettim. Çok çabuk

kaçıyormuş meğerse; senin uğraşını, yılların yalanlarla ve ete geçmiş kancalarla çekildiğini

şimdi fark ettim. Üzüldüğüm, bir elin avucunu geçmeyecek kadar olmamız oldu bu sabah

kalkarken. Paylaşmam lazım bütün hayallerimi diye, herkes bilmeli hayat neden

yaşanmalıdır. Ne yazık ki sokağımda tek gördüğüm koşuşturmaca oldu. Niye incilerin var

olduğunu karı kocaları izleyince anladım. Ve hayallerin izlenemeyeceğini de kafalardaki

çöplerin bolluğundan ve bıkkınlıktan. Bir balçıktır, kasırgadan daha kuvvetli çeker

etrafındakileri, beyinler de dahildir. Adına herkes başka bir şeyi keyfince takar, gündem

derler, siyaset derler. Galiba genel yaşamdan bahis açılması uygun herkese. Herkesin tek bir

siyaseti, gündemi, iktisadı ve edebiyatı olmalı. Bütün herkesin uğradığı bir yeri pis

görmekten başka bir gerçek olamazdı. Ya da kendi pisliklerinin her tarafa damlaması bilincin

dışından taşmış, kâinatın ortasına gelip oturmuş ve Tanrı olmuştu.


Yurt denen bir şey var, en önemli incilerden. Ama kimse gösterişlisinden bir kolye sayarak

boynuna takmıyor, korkuyorlar taşımaya bile. Kıymete binenlerin yüceliği, ciddi manada bir

dağ kadar yüksekte. Eskilere bakarsın, putlar vardır. Putlar, yeniden doğuşu müjdelemişti hali

hazırda. Eskilerin duası ruhlara bir nesneyi sokmaya gerçekten muvaffak olmuştu. Ama

bilemem. Tek bildiğim gözlerimin kör, kulaklarımın sağır olmak istemesi. Herkesin üstünde

bir eflatun rengi var, evler beyaz olmuş, kullanılanlar da siyah.

incitmekte, zararını en derininden vermekte haklıymışsın. Yaraların bazıları derindir, baştan

yaratmak gerekir deriyi. Ve acımak, tanrı olmuştum işte. Tek bir ahlakım vardı. Kafam allak

bullak, herhalde sonraya bırakmalı biraz, nefes almalı. Sonuçta ben bir insanım, değil mi?

 
 
 

Yorumlar


© Copyright

© 2023 by Turning Heads. ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu

bottom of page