top of page
Ara

Yolcu

Sırtındaki yükün adımlarını zorlaştırması yetmiyormuş gibi, çöl güneşi acımasızca bütün

varlığını yakıyordu yolcunun. Uçsuz bucaksız bu çöl kavruluyor, ayak tabanları korda

yürürmüşçesine yanıyordu. Fakat bu kuraklığa ve ateşe aldırış etmiyordu yolcu, sırtında

taşıdığı varlığın asaletinden. Gözlerini kısmış, kendinden emin bir şekilde ilerliyordu bu

hiçliğin ortasında. Kimsecikler yoktu etrafta; ne bir ruh, ne bir beden.


Bazı hikayeler duymuştu geçmişte, insanların yolculukta gördüğü şeyler. “Serap” diyorlardı.

Yolcuları peşinden sürükleten, bütün cazibesi ve aldatıcılığyla “gerçek” kılığına bürünen

serap. Seraba aldananları küçük görüyordu bu yolcu. Bir yanılgı adına adım sarfetmek

anlamlandırılacak gelmiyordu ona. Yine de, bir yanı vardı bu serabı arayan. Yalan olsa bile

bir yanı daima bu sonsuz çölün gaddarlığını unutturacak bir serap arzusuyla sesleniyordu ona.

Ancak zamana sığmayan bu yolculukta onu devam ettiren nereden geldiği ve sadıkça sırtında

taşıdığıydı. Ona ilerlediğini gösteren tek şeyin ardında bıraktığı adımlar olduğuna inanan

yolcu, güneşin vahşetinin yerini gecenin soğuk esintisine bıraktığını fark etti. Kum

taneciklerinin ayaklarına bu kez dondurucu ısırıklarla saldırışına aldırış etmeden ağırlaşmış

adımlarla yola devam etti. Artık kamburlaşmış bedenini zorlayarak gökyüzüne çevirdi

bakışlarını. Bu karanlığın derinliklerini izledi bir süre. Sonra çöl ile sınırına çevirdi gözlerini

bu kürenin. Adımları durdu yolcunun. Her ikisi de ayırt edilemez sonsuzlukla karşısına

serilmişti. Usulca arkasını döndü. Katettiği bunca yola baktı. Hiçbir iz kalmamıştı ardında

bıraktığı, soğuk meltem silmişti ayak izlerini. Görebildiği tek şey çölün silik siluetiydi. Başı

kendi ayaklarına kaydı sonra, parçalanmış kumaş parçasından ibaret ayakkabılarına.

Yorulmuştu. Sırtındaki yükü güçlükle yere bırakıp omuzlarının serbestliğini hissetti bir süre,

sonra dondurucu kumun üzerine uzandı. Yıldızlar vardı karşısında. Onlara baktı. Yolculuk

boyu ona eşlik eden yıldızlara… Onlar da ona bakıyor muydu? Onu görebiliyorlar mıydı?

Belki gecenin kasveti konuşuyordu ama, sanki bir ölünün gözlerini andırıyordu bu yıldızlar.

Yalnızca varlardı, soğuk ve cansız.


Gözkapakları bir daha açılmamak üzere ağırca kapandı yolcunun, yalnız bir gözyaşı yorgun

yüzünün kırışıklıklarından süzülürken.

 
 
 

Yorumlar


© Copyright

© 2023 by Turning Heads. ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu

bottom of page