top of page
Yazı gönderimleriniz için: gencyazarlarodtu@gmail.com
Ara


Kedi Almışım Kucağıma
bir kedi almışım kucağıma dilim alışık değildi kelimelerine ve sana dağlarda yetişen meyve isimleri henüz anlamlar açmamıştı benim için çünkü bizde dağlar turist çekmez denize dik ya da paralel değildir meyve desem belki karın ağrıları doğurabilir kedi baş ucumdan pışpışladı beni ve televizyon ışığında benziyordu lekelerimiz renkli dalgaların arasında yapılan danslarla ithal kıymıklar tıraşladın boğazımdan mesafelerin üstüne yatınca bulaşıyorduk bana bakıyordun topaklı bir fa
Selim Sertoğullarından
15 Mar1 dakikada okunur


GARİP
Sevdigim kadar nefret ettiğim yerdeyim Zamanın varlığına lanet eden Akışın dalgalarına bakarken Beni geçecek olduğuna inandığım Eksik gibi duran her şey için Ben hiç tamamlanmadim ki Tekrar yanacağına inandığım o küller Uçusmaya başladı bile Gözüme kaçıp Gerçek anlamda geçtiklerini gözüme sokarcasına Senin aksine şaşırmadım Ne bende(n) fazla kurcalayacak merak Ne de buralarda ihtiyaç duyan saat var Dediğim gibi saat iyiyse sıkıntı yok da 6ysa bir gözden geçirmek lazım
Bora Yasin Tarcan
15 Mar1 dakikada okunur


GÖRDÜĞÜNDE
Mutluları kıskandığı kadar Ağlayanları da gördüğünde Kıskanır mı insan Sanarken paylaştığını Arkadaşlarını gördüğünde de ağlar mı insan Tabii de kaç kere Belli belirsiz gelenler gördüğünde Kaç kere pişman olur insan O günden beri kaç kere kızar kendine Bu sefer cidden kendine acısından Gördüğünde sefaletini Bu sefer nerede İnsan insanı nerede görür Karşısında kışın açan Yaz çiçeğinin güzelliği karşısında mı Tıpkı kendisi gibi donan yaprakları arasında ya da, Belki de sadece a
Bora Yasin Tarcan
15 Mar1 dakikada okunur


durmaya yüz tutmuşların alacağı notlar
1. bir eve dönüş şiiri yazmalıyım. hani bana şehrin çehresindeki bacaları saydıran. bıraktığım gibi değilmiş buralar demeli. sonrası gelir. önce arabesk. biraz da nostalji. 2. avuçlarıma sığmayan bir günün istemiyle uyandım dedim ki en çok ben yürüyeyim bugün. yürüdüğüm yolu en çok ben seveyim. oysa suçluyum kaçmaktan. şehrime bakıp da çirkinlik aramaktan. dilenciye verdiğim paradan. suçluyum kullandığım bütün sevgili hitaplarından. bugün yürüyemediğim bütün yollara mahcubum.
Mertcan Okut
15 Mar1 dakikada okunur


ÇAKMAK
Uzaklardan gelen bir oluş Bir de evimin arkasındaki yokuş E tabii kafamdaki o kuruş Cebimdeki karşılıklar ve delikler Sebeplerinden çok sonuçlar Hepsini o sandalyeye uzanırken dağıttım Uyku serseminin verdiği nahoşluk Bana çakmağı hatırlattı Geri daldım uykuya Uyanmama alarm çaldı Her şey yerli yerinde Alarmdan özür diledim Bir iç çekip Bir iç çekip Bir İç Çekip (Hiçbir şey yapmadım) Görebileceğin
Bora Yasin Tarcan
15 Mar1 dakikada okunur


Geldi
Kapı çalındı Küçük, biraz tıfıl, yaramaz O aşırı gülümsemesiyle gözlerini saklıyor Geçti, yeşil beyaz çiçekli elbisesiyle Bekliyor demezsin Altın sarısı gözleriyle ayaklarını dans ettiriyor adeta Bu sefer küçük sandalyesiyle gelmiş parlak, kırmızı Limon kokan turunç saçlarını annesi bu sabah örmüş Bekliyor, bekliyor yaşlı paltolu adam kalkacak Hiç oturmasa da kapacak o köşesini Paltolu da yorgun yudumladı son çayını Şapkasıyla selamladıktan sonra bizimkini ağır ağır Çıktı kap
Soner Süleyman Sever
15 Mar1 dakikada okunur


Medeniyetin Çöküntüleri Üzerindeki Dans — PART I
Sonsuz merdivenlerden çıkmaya başladım; yerde sigara izmaritleri, duvarlarda solcu sloganlar... İki kişinin yan yana zor yürüyeceği, Allah’a emanet bir merdiven. Tam şu an üzerinde durduğum basamaklarda, geçen buraya geldiğimde bir “mal” takası olmuştu. Cidden evim olabilir bu apartman benim; “Burada mı yatmaya başlasam artık, işi gücü bırakıp?” diye düşünmeden edemedim. Ama gözüme özellikle takılan İbrahim Kaypakkaya posterleri oldu. Ne güzel be adamın posterleri! Rejimi dev
Enes Yazıcı
15 Mar7 dakikada okunur


Taht ve Kılıç Arasında
Bir zamanlar unutulmuş bir diyarın unutulmuş bir krallığında saray kayıtlarında bile yer almayan, eski duvarların sessizce izlediği eski bir hikayeye tanık olmuşu. Taçtan, görevlerden ve sorumluluklardan çok önce, sarayın eğitim avlusunda oynayan bir kız çocuğu vardı. O başkomutanın kızıydı. Dizleri hep yaralı, elleri toz içinde, kendisinden daha büyük olan tahta kılıcı iki eliyle tutarak koşuşturdu. Oyuncak bebeklerini kenara koyar, antrenman yapan askerlere özenirdi. Kılıç
Çiğse Kantarcıoğlu
15 Mar4 dakikada okunur


TATLI: ISLAK VE TUZLU
Pek de yoğun bir gün sayılmazdı ama kendisini yorgun hissediyordu. İşi de zor değildi zaten. Mesaisi erken başlar, geç biterdi ama tüm gün otururdu. Bilardo salonunda çalışıyordu. Aslında en mühim iş onunkiydi: bilardo masalarından o sorumluydu. Oyunu biten çocuklardan masanın parasını alır ve boşalan masaları önündeki bilgisayara not ederdi. Zihninden paranın hesabını yapmakta iyi değildi. Bilgisayardan nasıl kronometre kullanılacağını bilirdi ama bilgisayardaki hesap makine
Süleyman Eren Turan
8 Mar4 dakikada okunur


Begonya’nın Yarını
Dışarıda yapılan protestonun sesleri pencereden girip tüm odayı dolduruyordu. Odanın içi fazlasıyla karanlık fakat çok düzenli ve özenli bir yapıya sahipti. Duvarlarda Rönesans temalı tablolar ve bir fotoğraf çerçevesi, kitaplıkta boyutlarına ve renklerine göre özenle dizilmiş yüzlerce kitap, zeminin tam ortasında rengarenk örülmüş bir kilim, masanın karşısında yer alan geniş bir ayna ve masanın düzenli halini taçlandıran küçük bir begonya saksısı... Oda sadece cansız objel
Enes Köse
8 Mar5 dakikada okunur


İstanbul Bana Kaldı
Öyle güzel gittin ki birden, Bütün İstanbul bana kaldı. Kız Kulesi’ne bakıyorum şimdi Birlikte hiç görmediğimiz Kız Kulesi’ne Seninle bir şeyleri yapmamış olmak da güzelmiş Keşfedilecek koca bir şehir var şimdi önümde Sokakları bana seni hatırlatmayacak olan Kendime ait bir şehir… Bir şehir düşün ki Hiçbir köşesinde sen yok Hepimizin İstanbul Ama hiçbir zaman ikimizin değil Çünkü sen öyle güzel gittin ki Bütün İstanbul bana kaldı…..
Alkım Yücekaya
27 Şub1 dakikada okunur


KAYIKÇI KAYIKÇI KAYIKÇI
Mahjong usullü kayık müdürümüz- Amfilerle tapınaklar laylaylom. Ne dediğini anlamayız, Ne içtiğini bilmeyiz, Çıtkırıldımdır, marifetsizdir kayığımızın müdürü. Küreği de vermez ele, Tutuşunu bulmuştur dillendirmez bize, Ağzından çıkan bin bilmece, Canım ciğerim kayık müdürü. Tahtalarımız kıymıklı değil, Dalgaların da tek mesaisi- Sallan, sallana, sallanana pazartesi. Pelerinini uçurur müdürümüzün, Asasını bile konuşturur müdürümüzün. Pazar ile Cuma kapılmış, eyvallah. Haftalık
Asya Çebi
27 Şub1 dakikada okunur


kor
Ateş ilk ortaya çıktığında bunun bir halüsinasyon mu yoksa geçici bir delilik anı mı olduğunu anlayamamıştım. Avuçlarımın içinde yanan o kırmızı alevler beni yakmıyor, aksine içimde uzun zamandır yerini bilmediğim bir boşluğu dolduruyordu. Parmak uçlarımda geziniyor, düşüncelerime ve duygularıma tepki veriyordu. O an hissettiğim şey korku değildi; geç kalınmış bir tanışma gibiydi. Ben ise kendi kontrolümün sınırlayan zorlayan bu gücü sonuna kadar kabuk etmiştim Çocukluğumdan
Çiğse Kantarcıoğlu
27 Şub4 dakikada okunur


VAR
Ufakken haberleri gördükçe babama kim iyi diye sorardım. Babam büyükken haberleri gördükçe kim iyi diye sorulurdu kulağına. Babamın boyu ufaldı, ben serildim. Bir gün dayanamadı. Konuştu. Kim yaşarsa, kimi yaşatırsan odur dedi iyisi. İki elimi kavuşturdum, ben dedim nasıl taşırım koskoca adamları. Ufakları alırsın sen de dedi, çocukları. Ellerim serildi, ben ufaldım. Çocuklar yok ki orada dedim. Yüzü döndü, dolaştı, bana bulaştı. Sen varsın ya dedi. 10 MART 2024 Nasıl olur Av
Mehmet Civan Aslan
27 Şub2 dakikada okunur


Genel Bir Yolculuk
Ağzına bir dolu bir metro; görünmez insanlar ve kimsenin tutunmadığı "tutamaçlar"... Bir de yanımda ne idüğü belirsiz, şekilsiz şemalsiz bir demir boruya yaslanmışım; ama soğuğu ne güzel be! Şu mikrop yuvası, insanın içini soğutan, 3-5 saniyeliğine de olsa o iğrenç sesiyle şarkı söyleyen dilenci kızı unutturan bu demir boru olmasa;çekilmez bu medeniyetin hem maddi hem de manevi olarak en alt katmanında bulunan teneke kutu... Ama en azından bu teneke kutunun içerisindeki kimse
Enes Yazıcı
27 Şub3 dakikada okunur


hasta olmuşum
hasta olmuşum ve ne hoş bir bahane viral enfeksiyon çarşaflarım nasıl da meşru bugün günde dörder tane bundan, üçer şundan ıslak rüyalarıma kefaret olacak bir de sağıma doğru uzansam şimdi oryantal bir yaprak kıpraşsa maazallah ateşimi çıkaracak uzun bir cübbe sırtıma, takke başıma bugün çay çorbayla gönül eğlendiririm anca hastayım ve adımlarım ritimlerden uzak ama mukusunda boğulan ses tellerim bir daire kiralamış cehennemde
Selim Sertoğullarından
27 Şub1 dakikada okunur


Yaşanmamışlıklar
Yaşanmamışlıklar... Hiç olmamış bir şey nasıl bu kadar canını yakar ki insanın? Hiç yaşanmamış yalnızca zihninde, o uçsuz bucaksız hayal dünyasında var olmuş yapay bir gerçeklik. Ah o kafamdaki küçük hayalperest sen yok musun sen...Senden sebep hep bu ağlayışlarım, hüzünlerim, tanrıya isyanlarım. Dön artık gerçek dünyaya, çık şu kendini kapattığın fanusun içinden! Kendi kendini hapseder mi hiç insan? Kendi kendine zulmeder mi? Bak hayat debisini arttırmış akıp gidiyor, bir ya
Rukiye Nur Yurttaş
27 Şub1 dakikada okunur


TEK ÇUBUĞA FİŞ
Sarılı teyzemin inatçı bir köpeği var, caddede durup çöplere usanan, tasmadan çekince umursamayan, Doksanına basmak üzere bir köpeği var. Rus karması sanıyorum cinsini, Yoğurduyla ishali ayrı gitmiyor artık, şu vejetaryenlik işi yatmış ya, O yaşta neye atılsa sonu batık, Cazibeyi kadifeye ayırınca bitmişti, Yazık. Camda oturmayı da yeğlemiyordu, Sohbet cezvesini kaynatan teyzeye rağmen. Patileriyle Bolognese’e dökmez pirelerini, Tüy namına da bir çift diş vermişler Çelenkleri
Asya Çebi
27 Şub2 dakikada okunur


Niye etek
Niye etek Belki görüşmeyeceğiz bir daha Belki de uğursuzluk getiriyor Biri renkli biri kapkara Birini anladım da diğeri zor Kişilikler alttaki çoraplardan anlaşılıyor Başlangıç noktalarımız yakın Ama bitiş kadar değil Seni ilk gördüğümde anlamıştım Orucumu birayla açmam gerektiğini Onu ilk gördüğümde demişti annem Niyetlenmesen de olur
Eren Goleme
27 Şub1 dakikada okunur


Bir karanlık çökmüş üstüne
Bir karanlık çökmüş üstüne Kör edercesine parlak Merak mı sendeki? Hoşnutsuz, sakin, vurdumduymaz Dut ağacı bulsan asacak gibisin Madem kararlısın neden bu çığlık Yoksa intikam peşinde misin? Belki tekrar duyarsın kuş cıvıltılarını Dostların serinletir kızgın tenini Usul usul gelir karanfil kokusu Rahatlarsın. Sabahın vasatlığından uykuna küsmüşsün Uykunun derini sana iyi gelir mi?
Soner Süleyman Sever
27 Şub1 dakikada okunur
bottom of page
