top of page
Yazı gönderimleriniz için: gencyazarlarodtu@gmail.com
Ara


Mermer diyor ki!
Ve tanrı dedi ki Ziyaret edin kardeşlerinizi Onların kamışları mermerdendir Gözleri buğulu, sağır, dilsiz, yüreksiz… Yine de saygıyı hak ederler Ve insancık dedi ki Teşekkürler mon dieu! Bir ağaca sarılacağım, ardından Bir köpeği kendi iyiliği için geberteceğim Çünkü kararsız, tutarsız ve tamamen salağım ben Ey tanrı, en eski toprak! Yardım eline inandım tüm kalbimle Kanıtlar ağaç köklerinde gizli dedin, kabulümdur ama bundan sonra, mermer gözlerinden Beklenecek tek şey,
Toprak Yıldırım
31 Eki1 dakikada okunur


Ortanca adam ve beton
Kuğulu’dan yukarıya Cinnah’a çıkarken yolun ortasındaki mavi plaj sandalyesi Tunalı metrosudur bu Taştan değil kulaçtan.
Toprak Yıldırım
31 Eki1 dakikada okunur


Mr. Yalova
Gerçek bir Yalova’dır kendisi Yağmuru güzel yağar Acıkınca sağlam huysuzlaşır Efkarlanınca ağaçlara hesap sorar Sonra gider kavun satar Soluduğu hava satılık değildir Korkuları ise ölmekten ibaret O kadar ki, yaşamayı öğretti bana ‘Hadi oradan! Güzel bir çiçek gördüğünde Yerinden sökmüyor musun? Burnun bir arının kovanı… Yalova’nın evi tadilatta Yer yatağı açtım Kıvrıldı, uyuyor Rüyasında kavun satıyor Ne tarlası var ne korkusu Bir insan nasıl ıslak toprak k
Toprak Yıldırım
31 Eki1 dakikada okunur


Biley Taşı
5 duyu organına bir tanesini ve belki birkaç tanesini daha eklediğinde sana kaç adet organının yerini söylüyo? Merak etmedin mi hiç mesela karaciğerini hissedebiliyor musun dokunmadan, kulaklarınla o olduğu yerde, alalede karaciğerini duyuyo musun misal. Hadi nefes aldın, akciğerlerin şişti kalbinse atıyor göğsüne koyduğunda iki elin. Ya pankreasın falan, koşmadıkça dalağın, kum dökmedikçe böbreğin öksürmeye kalsın ciğerlerin ve maazallah durduğunda kalbin biliyolar mı yerini
Emre Öztürk
31 Eki2 dakikada okunur


ESKİ BİR KİLİSE
köy merkezinde kara kuru, eski bir kilise yıllardandır eski bir kilise üstelik dimdik karşımda duruyor böyle bir bayram gününde nice bayramlar görmüştüm aslında gözlerim, kaybetmemişken henüz bereketini fakat hiç iliştiremezdim aklıma, terkedilmiş izmaritleri, cam şişeleri ve tekelerden akan çığlıklar soğutulurken toprakta bunun gibi sert zeminli, halıflexsiz kiliseleri evimin yamacında bile olsa çocuktum tabii kollarım gibi çelimsizdi dağarcığım unuturdu dallarındaki öl
Selim Sertoğullarından
31 Eki1 dakikada okunur


Deniz Kalpli
Güneşin denize yaptıklarına baksana 14 Kıyı uzanır sonsuzluğa, Bu neye benzer dersin? Günün ortasında yakamoz ile Gelen deniz kızına inanmak istersin. Koy bahçesidir Sözleri tatlı Gözleri güzeldir Saçları ilk yaz Etkisi bir çıkmaz Gülümsemesi ilk armağan Aşkına kanar insan Söylemez kimseye adını Geldiği gibi gider Bir güz akşamı Ne gözyaşlarımda paslansın diye demirden Ne gelen geçen kırsın diye cam illerden Yaptım kalbimi engin sulardan Diye ki hak etmeyen çıkamasın de
Almila Kaya
31 Eki1 dakikada okunur


A DAMNED NIGHT
moon has set sleepless walks down the hallway i’m trying to resist the urge of disbelief. the weather feels solid. the only untouchable thing is me. no sun, no moon only dim city lights over me. awareness of constant dying keeps me awake; every dying star above laughs at me. in pity they say: what an ugly mess, a cropped field of humanity, a rusty gathering of fleshful emotions. i’m tired of knowing, sensing all the good things will end in disaster. this beautiful
Ayzen Köksalan
31 Eki1 dakikada okunur


Ş
Şimşekler yağıyordu bütün gece odama Yalnızlık kuşatıyordu bütün benliğimi Soğuk havalarla boğuşmaktan öte ama İstediğim şu bir nefes de hakkım değil mi? Enginlere baktıkça havada uçan kuşun Yerlerde gölgesi bile belli olmuyordu Böyle bir dönemde varlığın veya yokluğun Ve anlamın hiç bir zaman yeri dolmuyordu Vazgeçersen eğer yaşama savaşından Ağlarsın beyaz bulutların karardığı gün Sırtlanırsan bir tabutu musalla taşından Unutma ölüm değişir ya hüzün ya düğün Ve baktık
K.
31 Eki1 dakikada okunur


İki Kişilik, Bir Beden
Üniversiteye ilk başlayıp ilk defa yeni evimde yalnız kaldığımda ve yapacak bir temizliğim ya da hazırlığı kalmadığımda koltukta oturdum. 'Sonunda. En sonunda özgürüm.' Beynimde bir anda çınlayan ses aynı anda hem ben hem de bilmediğim biriydi. Nereden geldiğini sorgulamak ya da bu konuda düşünmek istemiyordum. Sessizlik rahatsız ediciydi. Bunun yerine televizyonu açtım ve ses beynimden o anda silindi. Dikkat dağınıklığı her zaman beyni sustururdu. Bir daha olmaz sa
Çiğse Kantarcıoğlu
16 Eki3 dakikada okunur


şeftali tüyü
ah şeftali tüyü olacak iş değil valla üçün ablası beşin kardeşi nasıl önce gidebildin hepsinden iki ana toprağından bir baba evinden ağzında hep çocukça ağıtlar taşırdın çok tembihlediler yaşına uygun sözler etmeni ama sen bilirsin resmi kağıtlar yalan söyler hele ki konu olgunlaşmadan koparmak ise meyveyi ne zaman ki taharet bezleri kağıtlara bıraktı yerini girdi altınlar nevresime
Selim Sertoğullarından
16 Eki1 dakikada okunur


O Günler
Nasıldı ulan dünya Uçurtma makarasından yavaş dönerken -Nasıldı? Kapağını açamadığım su daha bir tatlıydı Daha bir sağlam otururdu toprağa adımım -Ne vardı? Farklı bir zevki vardı alnımda selamlamanın Kara tahta tebeşirinin Şaşılası aerodinamiğini Havaya kaldırdığım o tek ayağın yalnızlığı Tek derdiydi silik varlığımın -Bu kadar mıydı? Değildi elbet, çok fazlasıydı Kurt yine kurttu Kuzu yine kınalı yatardı Dağ çayırlıklarında -Ve dahası? Koskoca bir kapak kadar uzaktı Şişedek
Mehmet Civan Aslan
16 Eki1 dakikada okunur


Mavi Mürekkep
Bölüm 1 Hatırlıyorum Sonunda Hatırlıyorum. Sadece Hatırlıyorum. Geçmişteki travmaları, enjekte edilen mavi mürekkebi, şeytani deneyleri ve bize verilen şekerleri… Aklım başıma geldi ancak tekrar hatırlamak… benim için aşırı yorucu. Bazen diyorum hiç hatırlamasaydım. Hep cehaletin ‘mutluluk’ olduğunu söylediler. Acaba öyle miydi? Bu şeytani deneyler bana yeni güçler kazandırmıştı ancak hem bunlar sevdiğim insanları kendimden uzak etmişti hem de benim ruhumu yaralamıştı. Her ma
Efe Ertürk
16 Eki3 dakikada okunur


AY DURURKEN
Ateş neden mi kızıl Sormayın! O soğuk sular bir bûse kondurmuş Yanağına Utanıp sıkılıyor, renkten renge giriyor Gök neden mi mâvi Ne siz sorun ne ben söyleyeyim! Gözyaşını dökmüş Yastığına Sürmelerini akıtmış Sırılsıklam âşık olmuş okyanuslara Ah yıldızlar neden böyle telli pullu Allı duvaklı Neden olacak! Geceleri ayartmak için Ama o fettan yıldızların şansı var mı söyleyin Ay dururken Başıbozuk ada vapuru dururken
Ekin Keskinler
16 Eki1 dakikada okunur


sonne
Birinin daha canı kaldı, ellerimde Parmaklarımın arasından tüm hayatı aktı Gökteki ay, bütün gece gözlerime baktı Ben ona bakamasam bile Kim bilir kaç hikayeyi yarım bıraktım Gözlerindeki ışığın soluşunu gördüm Belki göçtü gitti ama, soluk gözleri üzerimde kaldı O boş gözlere ben yine bakamadım Saatler geçti, tan vakti geldi Ben hiç kimseyi aşamadım Kollarımdan tutup kaldırdılar Göle götürdüler beni Yol boyunca düşündüm yaptıklarımı Bu saatten sonra nasıl unuturdum? Nas
Sonne
16 Eki1 dakikada okunur


kalelerin ve müzelerin sokağı
büyümek yaramamış bu şehre ve deniz parçalı dalgalı bu günlerde kopmuş bir parça etek ve kopmuş bir parça sen vardın ya elimde. duymamıştık biz henüz çadırda doğmanın anlamını ve gebeliğin temel attığı evler dikilirdi bizi bekleyen yolların bitişiğine bu yokuşlu yollardan yürütürdü ailem elimizden tutup da bizi -ve yürürdük arkamızda bırakırken çocuk sesleriyle dolu kavgaları- mezarlık önümüzde ve ben hep şiirini yakardım alabildiğine orman her taraf
Mertcan Okut
16 Eki1 dakikada okunur


ANTROPOSEN ÇAĞDA MAHĀPARİNİBBĀNA SUTTA
Nasıl hitap etmek gerekir acaba? Neyle yaklaşmak icap eder hazrete? Övgü mü gerekir ilkin, yoksa şu pek alışılmış başlangıçla, çileniz daim olsun mu deyivermeli? Yalnız alelade kedilerin devirdiği biblolar gibi de dalınmaz ki lafa; elbet bir giriş, takdim, sunuş… Peki hemen akabinde? Tekrar aynı soru işte, ne demek caizdir böylesi bir durumda? “Doğrusunu isterseniz sayın buddha…” Hitabı bir yana bırakalım öyleyse, Gordion düğümüne dönmüş meselelerin kimseye kuru gürültüden ga
Sena Kağnıcı
15 Eki3 dakikada okunur


BİR DİRENİŞ VE VAZGEÇİŞ BABINDA,NİHAYET YAMANBA
“Annarasenaiva bhutva Annaresenaiva vrdhhim prapya Anna-rasena eva” “İnsan yediklerinden ibarettir kuşkusuz Böyle doğmuştur haliyle Ölmeye mecburdur yedikleriyle” Yamanba, upanişadların sözüne karşı gelme cüretini gösteremezdi kuşkusuz. Eremediği bir yüce hakikat, göremediği soylu kostümleriydi öğretiler. Hani uymaya, sezmeye hiç olmazsa aksini iddia etmeye falan da çabalamazdı öyle. İnkar da en az itikat denli burjuva işi gelirdi ona; bu yaman diyara, şu göğe yapışan ak dağl
Sena Kağnıcı
15 Eki2 dakikada okunur


Yansıma
Yansımam belirdi bir anda bir damla yere doğru giderken beni aldı içine sessizce tutsak etti beni bu yolculukta sakince düştüm onunla...
Emircan Mersinli
16 May1 dakikada okunur


Artık Yaşamak
kendimi çok küçük hissediyorum göğe bakarken göğe bakarken ve sırtım dayanmışsa toprağa hele ki bilmiyorsam güneşin doğacağı ve sabahın...
Mertcan Okut
16 May1 dakikada okunur


Damla
ÇÖKÜŞ: Günler geçmişti. Daha geçen gün bu saatlerdi. Pembe, barbieli sağ tek bir terlik sürüklenmişti...
Mehmet Civan Aslan
16 May3 dakikada okunur
bottom of page



