top of page
Ara

TEK ÇUBUĞA FİŞ

Sarılı teyzemin inatçı bir köpeği var,

caddede durup çöplere usanan,

tasmadan çekince umursamayan,

Doksanına basmak üzere bir köpeği var.


Rus karması sanıyorum cinsini,

Yoğurduyla ishali ayrı gitmiyor artık,

şu vejetaryenlik işi yatmış ya,

O yaşta neye atılsa sonu batık,

Cazibeyi kadifeye ayırınca bitmişti,

Yazık.


Camda oturmayı da yeğlemiyordu,

Sohbet cezvesini kaynatan teyzeye rağmen.

Patileriyle Bolognese’e dökmez pirelerini,

Tüy namına da bir çift diş vermişler

Çelenkleri bir türlü beğenemez olmuş

Teyzeye sabırlar.


Chopstick’leriniz çok amaçlı,

Vampiriniz ise tahtasız ölüdür.

Sohbet baloncuğunuz sivrilmiş ise

Bundandır keskin cilveniz.


Kumaşın taneleri sayılacak,

Puan tablosuna uzak kalanlara-

Sıkıntıdan karikatüre baş vurmuşlar,

Kalemleri de hızlıymış diye duyurdular.


Tel bardaklardan konuşuyoruz,

Üçüncü günümün hatasını,

Gözlerimin küçülüp buruşmasına hayret,

Sivrilen dudaklarının açılmasına lanet ediyorum.

Çay yaprakları su altında ezilirken bile-

-devridaim geri dönüt sevdalısıyız,

Elektro kettle önü yurttaş havhavı.

Uzaylı kalmak, renginin getirdiği şevk.


Kapının ucunda kara curcuna,


Mışıltılı uykumun tam ortasında.


Fiilsiz dikilişindir tepkin,

Bana ve biçemime.


Boğazıma yapıştırılan bantlar ile,

Sesimi kısarak ilerlersin,

Çarşaflarımı-fakat hiç kirletmezsin.


Diyalektik kopukluktan türemiş-

Tek çocuksun,

Öykülerin babasıyla konuşursun,

Ellerinizdir size kırmızı kılan.


Kılçıksız adam!

Sen bana korkunçsun.

Eşiğimden beşiğime kadar-

Kokunun yoğunluğuyla- var olursun.


Balmumu sıcakladı kaçıyor,


Ve kirpiklerim teker teker birleşirken,

Kıvrılmış vücudumda cıvatalar gevşiyor.


Sıcak çarşafla kızarıyorum,

Alnımın üstünde bir çizgi ter,

Kollarım da nöbetli,

Parmaklarım da dalgalı.


Ölü türevi bedenim,

Coşkusuz kalmış,

Dökülmüyor saçlarım,

Tahta değil etrafım,

Fakat.

Yatak yolunun sonları gelir iken,

Burnumdan bir şerit beyaz çizgi.


Altın eyeri kopmuş,

Otuz yıl kadar öncesinde-

Kırpılmamış tırnaklarıyla bir kese

İçi içine geçmiş düğümleriyle,

Reçetesiz gübre felaketi.


Sütyenimi kalpli, kirazlı, pembe seçmişim.

Kırlangıçların gagalarından ürkmeyi

de elimdeki ekmekten bilmişim,

Vapurdaki tosttan- oysaki portakallıdır.


Ayakkabımı da cilalanmış sevmişim.

Büyük işler koşturarak metroya inmişler,

Ben de arkalarından akbilimi ara ara’

Floresan lamba altına girmişim.


Ütüden fazlaca hazzetmişim.

Gül, lale, menekşelere bürüneyim,

Matbaa mürekkebinden kurtulayım’ diye

Cüretle bir lolipop bir sakız hazmetmişim.


Atletlerimi parlak giymişim,

Kayışlarını gevşeterek yatıp,

Daraltarak gezmişim,

Tek tişörtü bir eyer,

Askılıkları sürekli varsaymışım.


Çoraplarımı bolluktan almışım.

Makineye indirmeceye yeltenip,

Asansöre baktırmayacaktan-

Yan duruyorum’

Şu asansöre bakmayacağım ben

Kirpik altını öğrenmemeyi yeğliyorum.


Gözlüklerime hiç alışamamışım.

Kemikli köşelerinden yorulmuşum,

Burnumda bıraktığı yağdan usanıp,

Esintiden sallanmasına ciyaklamışım-

Yağmur olsun kar olsun,

Gökten düşecek bir rivayet olsun,

Camlarının kirine alışamamışım.

 
 
 

Yorumlar


© Copyright

© 2023 by Turning Heads. ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu

bottom of page