top of page
Ara

Yazarlardan Biri

Yüzümü kolumun tersiyle siliverdim. Geriyi düşünmemeye çalışarak adımlarımı hızlandırmaya çalıştım. Sahi biraz daha hızlı yürüsem takılıp düşerdim. Duvarların arasından bedenim kayıp giderdi bir an önce. Otobüse yetişmeliyim. Dizlerimde derman yok. Beklemeliyim. Ama geç kalırım öbür türlü. Ya eve geç kalırsam? Eşimin sinirli yüzünü hayal edebiliyorum. Yalpalayarak ilerlemeye devam ediyorum. Koşmak için fazla yaşlıyım. Durup nefes almak istiyorum. Boynumu sımsıkı tutan atkı nefes almamı güçleştiriyor. Onu söküp atsam ne olurdu? Babam bana kızar mıydı onun hediyesine sahip çıkmadığım için? Ne önemi var? Boğuluyorum. Bıraktım atkıyı orada. Boynumdan yavaşça süzüldü.


Durağa vardım. İki adam oturmuş otobüsü bekliyor. Yanlarına varıp konuşmak istiyorum. Yalnızlığın üzerini biraz olsun örtmek… Beni tanırlar mı? Yanlarına hafifçe yanaştım. İri adam göz ucuyla bana baktı. Hemen önüne döndü. Sigarasını tüttürmeye devam etti. Nasıl görünüyordum ben? Yüzüne bakılamayacak kadar kötü bir durumda mı? Beni tanımamışlardı. Sessizce durağın direğine yasladım sırtımı. Soğuk demir tenimi ürpertti. Ama geri çekilmedim. Sokağın başından gelen otobüsün farı aydınlattı yüzümü. Benim beklediğim otobüs değildi bu. Sinirlendim. Ayağımı sertçe yere sürttüm. İki adam bana bakıp otobüse bindiler. Neden bakmışlardı ki bana? O iri adam beni tanımamıştı bile. Unutulmuştum. Gözden düşmüş gibi hissettim kendimi. Gelmez dedim bu otobüs. Sanki binecek param vardı. O zaman neden gelmiştim bu otobüs durağına? Paltomun ceplerine yerleştirdim ellerimi. Arkama bakmaksızın eve yöneldim. Bu yol üzerinden gidiversem ne kadar zamanda varırdım ben eve? Karım hala uyanık mıdır? Kapının kenarındaki sandalyeye oturmuş beni bekliyordur belki de. Eski sandalye. Çok eski.

Kel kafama vurup geçti rüzgar. Az biraz sonra yağmur da başlardı. Eve gidene kadar sırılsıklam olurum. Ya hastalanırsam. Acele edeyim biraz. Keşke atkımı atmasaydım. O biraz olsun beni rüzgardan korurdu. Ağzımdan alıp verdiğim nefes hırıltılar halinde yayılıyordu. Yanından geçtiğim duvarda afişler vardı. Gözüm takıldı. Demek bir yazar söyleşi düzenliyordu. Saati ve yeri de belli. Ne çok insan katılır. Sahi ya benim söyleşilerime kimler katılmıştı? En son ne zaman bir etkinliğin içinde bulunmuştum? Çok oldu çok. Yaşlandım ben. Genç halim gibi sürekli yazı yazıp durmuyorum ya artık. Yasak ettim kendime. Kafayı yedirtti bana bu kadar çok yazmak. Dostum da hiç olmadı zaten. Afişin kenarını hızla çektim. Yarısı ellerimde kaldı. Diğer yarısını yırtmak için kılımı bile kıpırdatmadım. Hadi. Artık eve gitmeliyim. Saat kaç? Hava amma karanlık. Sokak lambası olmasa önümü göremem.


Biraz zaman geçti. Bilmiyorum ne kadar. Evimin olduğu sokağa geldim. Sokağın başındaki lamba yine yanıp sönüyor. Bakkal kapanmış. Sokakta kimse yok. Ekmek alsaydım iyi olurdu. Evin önündeyim artık. Anahtarım yanımda mıydı? Kapıyı çalmak istemiyorum. Sessizce içeri kıvrılmak istiyorum. Elimi cebime attım. Parmağım cebin diğer ucundan çıktığında şaşırdım. Cebim delikmiş. O zaman nerede bu anahtar? Karım çok kızacak bana. Anahtarımı kaybettim. Yoksa zaten yanıma almamış mıydım? Kafam karıştı. Üşüyordum. Kapıyı çaldım. Hemen açıldı. Açan babamdı. Beni içeri çekiverdi. Azarlanmayı bekledim. Tek kelime etmedi. Elimi çekiştirdi. Afişin yarısı halının üzerine düştü. Pistir o afiş. Paltomu çıkardı üzerimden. Odama götürdü beni. Çocuklarım ve karım uyuyordu herhalde. Babam avucumu açtı. İçine iki tane ilaç bıraktı. Biri kırmızı diğeri de leş gibi bir sarı. Suyu da elime tutuşturdu. İçmem gerekirdi. Ama pek de içesim yoktu. İçmem için ısrar etti. İki ilacı da aynı anda ağzıma atıp yutuverdim. Suyu da arkalarından yolladım. Midem çok kötü bulandı. Gömleğimi çıkardım üzerimden. Koltuğun üzerine attım. Zaten dağınıktı koltuğum. Bir gömlek daha eklensin çok mu? Yatağıma uzandım. Gözlerimi kapamak istedim. Uykum kaçıverdi. Yanıma döndüm. Konsolum… Üzerinde de bir çerçeve. Karım ve çocuklarımın resmi. İyi geceler dedim onlara. Ama sonra hatırladım. Artık onlar yoktu. Sadece ben ve babam…

53 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

MEFKURE

© Copyright
bottom of page