top of page

On Birinci Köyden Önceki Sapak

12 saat önce
1 dakikada okunur

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlardı. Ben onuncusundan da kovuldum. Yaşanmışlıklarımı sığdırdım yamalarla dolu bavuluma. Tadamadığım tonlarca "keşke" kayıp gitti avuçlarımdan. Çığlık çığlık susmuşum meğer bunca zaman keşkelerle. Delik deşik olan da benmişim sessizliğin sesiyle. Anlaşılamamanın ağırlığı mıydı bu üzerime yağan taşlar? Sahi ya, neydi anlaşılmak? Çıkmadı dudaklarımdan tek bir elveda bile. Bütün elvedaları hapsetmiştim zira çocukluğuma. Kaçarsam her şey rayına oturur sanırdım. Raydan çıkan benmişim, çok sonradan anladım. Sığınabileceğim tek bir liman vardı ufukta. Toz pembeliğiyle boyamıştı gözlerimi, kandım. Kandıkça kanıyordu dizlerim. Hep kanardı pespaye ellerim, hep kanardı bisiklete binmeyi öğrendiğim ilk günden beri yalnızlığım. Tek başınalığımı hatırlatırdı bana o yağlı zincirler, çamurlu, ıslak pedallar. Hiçbir liman yokmuş esasında ufkumda. Okyanusun ortasında serap görmekten farksızdı serzenişlerim, biliyordum. Aklım oyun oynuyordu benimle, kanıyordum. Nihayetinde gemiler dolusu düş kırıklığı ve acının küllerini bıraktım derin sulara. Bacasında mütemadiyen tütmeye ant içmiş dumanlar, savurduğum tonlarca hakaretle birlikte masmavi gökyüzüne kara bir leke bırakıyordu. İşte o leke, kiralık hayallere ödediğim koca bir ömrün altına atılmış alelade bir imzaydı.

 
 
 

Yorumlar


© Copyright

© 2023 by Turning Heads. ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu

bottom of page