top of page
Ara
  • Naz

KIRINTI

Birine zarar vermek istercesine dışarı attığım soluğum, saatlerdir havalanmamış odanın atmosferini deldi ve uyandım. Bugünü dün hayal ettiğimden farklı bir şekilde başlatmak beni biraz olsun değişimin gücüne inandırdı. Sandalyemi dar bir açıyla çekip oturdum. Gözlerimin kilitlendiği duvarda anlamlandıramadığım şeyler var. Bu anlam arayışını sona erdirebilecekmiş gibi gördüğüm noktaları birleştiriyorum saatlerce. Belki bir pano almam gerekir bu eğlenceden biraz olsun vazgeçmek için. Dün geceden beri prize takılı olan şarj aletini görünce bir tiksinme duygusu kaplıyor içimi. Bundan rahatsız olmaya ne zaman başladım? Ani bir hareketle çekiyorum. Duvarda kapladığı hacim yok olurken bir ses çıkıyor. Ses odaya yayılırken benim rahatsızlığım da belli ölçüde azalıyor. Yaptığım bu eylemden sonra hemen diğerine odaklanıyorum. Ne zamandan ya da hangi tatsızlıktan kaldığını bilmediğim kırıntılar var. İşaret parmağımla dokunuyorum. Kırıntıların verdiği batma hissi beni tahmin yapmaya zorluyor. Aynı anda merak ediyorum. Bu kırıntılara rastlayan tek canlı ben miyim? Bir karınca deliği arıyorum gözlerim parlayarak. Aynı amaca ait iki canlı bulmak istiyorum. Ben ve o. Aynı şeyleri düşünmüşüz birkaç saniye kadar bile olsa.

Dışarıdayım şimdi. Ayak tabanım yeri kavrıyor. Adımlarım korkak olduklarını söyleseler de bana çok istekli geliyor sesleri. Köşede bir kadın otobüse bağırıyor. Geç kaldığını düşünmek kolaya kaçmaktır diye geçiriyorum içimden. Sinirini birinden çıkarmak istemiştir belki? Yolun karşı tarafında iki kız çocuğu var. Önlerindeki örtü ve oyuncaklarla tezgahtar olmuşlar. Üzerinde karınca olan bir kalemlik görüyorum. Ne kadar acaba bunun fiyatı? Sıkı bir pazarlık yapıyorum. Artık üç liraya bir kalemliğim var. Kız çocuklardan sarışın olan işini hakkıyla yapmanın tatminini yaşıyor bana veda ederken. Devam ediyorum. Arkamda kim yürüyor acaba? Kendi kendime başlattığım tahmin oyunu devam ediyor. Ayakkabının çıkardığı ses bana ne kadar ipucu verebilir? Ses gittikçe yaklaşıyor. Yaklaştıkça tahmin oranım artıyor. Bir yüz şekilleniyor kafamın içinde. Ses artık önüme geçtiğinde hayal kırıklığı yaşıyorum. Gerçekten onun yüzünü mü görmek istemiştim yoksa tahmin oyunumu kaybettiğimden mi bu hayal kırıklığı emin olamıyorum. Özlem duygumu arıyorum. O’na duyulan özlem. Ya da sadece kazanmaya.

Köşeyi döndüğümde artık ağaçların rengi değişiyor. Zaman değişiyor o köşeyle. Sonbahardayız artık. Burnumun ucu ıslak ve dudaklarım kuru. Kırıntılar aynı. Takip ediyorum hala beni bir yere götürebileceklermiş gibi. Aynı yolu takip eden birini arıyorum. Kırıntıların peşinde bir karınca var. Göremediğim ayakları ıslak, göremediğim antenleri kuru bir karınca. Birlikte takip ediyoruz kırıntıları. Aynı yolda iki canlıyız artık.

25 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

HASTANE

Naif Savaş

Yeşil -3

Commenti


© Copyright
bottom of page