kalelerin ve müzelerin sokağı
- Mertcan Okut
- 16 Eki
- 1 dakikada okunur
büyümek yaramamış bu şehre
ve deniz parçalı dalgalı bu günlerde
kopmuş bir parça etek
ve kopmuş bir parça sen vardın ya elimde.
duymamıştık biz henüz
çadırda doğmanın anlamını
ve gebeliğin temel attığı evler dikilirdi
bizi bekleyen yolların bitişiğine
bu yokuşlu yollardan yürütürdü
ailem elimizden tutup da bizi
-ve yürürdük arkamızda bırakırken
çocuk sesleriyle dolu kavgaları-
mezarlık önümüzde ve ben hep şiirini yakardım
alabildiğine orman her taraf
gözün alışmıştır artık
burası oturduğum balkon
o hep kahve içtiğim
ve kaldırım diplerinin ağlamasını dinlediğim
tanrıya oynarken
ölümlere kör kaldığım balkon.
o günlerde
zamane asfaltların ellerimde bıraktığı izler gibi günlerde
bilmezdim eteğini bırakmam gerektiğini elimden tutanın
bağcık bağlamak gibi, yüzmek bisiklete binmek gibi
sonra bırakmayı öğrendim bir valizi toplar gibi.
-yine de öğrenmemiştik ya
şükür ki bırakılmayı-
şehrim çeperlerine dayanıyor
sözcüklerin yeni anlamlarına ithafen
vaat ettiğin sokaklara ithafen
yokuş olmayan sokaklara
kalelerin ve müzelerin kestiği sokaklara
ve şehir çeperlerine dayanıyor.
büyümek yaramadı ya kimseye
ve deniz parçalı dalgalı bu günlerde
kopmuş bir parça etek
ve kopmuş bir parça sen vardın ya elimde.







Yorumlar