top of page
Ara

kalelerin ve müzelerin sokağı

büyümek yaramamış bu şehre

ve deniz parçalı dalgalı bu günlerde

kopmuş bir parça etek

ve kopmuş bir parça sen vardın ya elimde.

 

duymamıştık biz henüz

çadırda doğmanın anlamını

ve gebeliğin temel attığı evler dikilirdi

bizi bekleyen yolların bitişiğine

bu yokuşlu yollardan yürütürdü

ailem elimizden tutup da bizi

-ve yürürdük arkamızda bırakırken

çocuk sesleriyle dolu kavgaları-

 

mezarlık önümüzde ve ben hep şiirini yakardım

alabildiğine orman her taraf

gözün alışmıştır artık

burası oturduğum balkon

o hep kahve içtiğim

ve kaldırım diplerinin ağlamasını dinlediğim

tanrıya oynarken

ölümlere kör kaldığım balkon.

 

o günlerde

zamane asfaltların ellerimde bıraktığı izler gibi günlerde

bilmezdim eteğini bırakmam gerektiğini elimden tutanın

bağcık bağlamak gibi, yüzmek bisiklete binmek gibi

sonra bırakmayı öğrendim bir valizi toplar gibi.

-yine de öğrenmemiştik ya

şükür ki bırakılmayı-

 

şehrim çeperlerine dayanıyor

sözcüklerin yeni anlamlarına ithafen

vaat ettiğin sokaklara ithafen

yokuş olmayan sokaklara

kalelerin ve müzelerin kestiği sokaklara

ve şehir çeperlerine dayanıyor.        

 

büyümek yaramadı ya kimseye

ve deniz parçalı dalgalı bu günlerde

kopmuş bir parça etek

ve kopmuş bir parça sen vardın ya elimde.

 
 
 

Yorumlar


© Copyright

© 2023 by Turning Heads. ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu

bottom of page