top of page
Ara

NEFES AL

Anda kal. Sıcacık yanan ışık, kalabalık aile masası, çorba üzerine dönen muhabbet ama rahat değilim, hiç rahat değilim. Derin nefes al ve şimdi ver sakinsin şu andasın. Evindesin, güvendesin. Daha dün duvara astığım saatin sesi ona odaklan. Etrafına bak. Turuncu koltuğun, hevesle aldığın ikinci el abajurun ve hemen altında duran kitabın. Etrafına bak buraya şu ana aitsin burası sana ait. Mantar sana bakıyor belki de seni o kadar da sevmiyor ama gerginliğini gerçekten hiç sevmiyor. Ne kadar seni sevmese de sen o kurnaz kedini seviyorsun. Seviyorsun çünkü senden ilgi istemiyor yeter ki mamasını ve suyunu ver. Derin nefes al. Mantarı ihmal etmiyorsun, anneni ihmal etmiyorsun. Sakin ol. Kimse senden dünyaları istemiyor. Sorumlulukların var ama herkesin zaten herkesin sorumlulukları var. Derin nefes al. Şarap şişelerin, her birini bir seyahatten aldın eskitiyorsun. Bak hala buradalar. Saçların grili beyazlı olunca hayalini kurduğun sahil kasabasında denize bakarken tadını çıkartarak içeceksin. Saçlarım beyazlı grili olunca. Babaannem gibi. Babaannemin o masası, o çorbası, kuzenimin bakışları, herkesten her şeyden nefret etmem, amcamın kızına olan dikkati, babama bakıyorum yine sessiz, anneme bakıyorum sanki yine beni unutmuş. Sonra tekrar kuzenime bakıyorum. Sandalyesini ittiriyorum. Bana bağırıyor. Bak burada geçen ayın dergileri kalmış hala kaldırmamışsın, yenilerini de almamışsın. Yenilerini almaya gidelim. Hayır evine yabancılaşmadın burası sensin. Hava henüz o kadar soğuk değil. Herkes eve dönüyor. Hayır, şu evden çıkman bir hata değil birkaç sokak sonra market var dergilerini alabilirisin. Biraz da domates alırsın hem yeni bitmişti. Domates. Aynı çorba gibi kırmızı. Yürüyorsun, sakinsin artık küçücük bir çocuk değilsin. Kimse seni suçlamıyor ama kuzenim bana bağırıyor. Koşarak arka odanın balkonuna gidiyorum. Hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. Ben çok kötü biriyim. Kimse beni sevmiyor. Babam yavaşça balkona giriyor, yanıma oturuyor, sarılıyor. Özür diliyorum babamdan hadi gel yemeğini ye diyor hayır diyorum artık herkes benden nefret ediyor. Onları bir daha göremem. Kimse senden nefret etmiyor onlar senin akraban diyor babam. Markete geldin. Dergi alacaksın, biraz da domates... Biraz da reyonlarda boş dolaşırsın kafan dağılır hem. Deterjanlar, kozmetik, bakliyat, alkol. Hayır. İhtiyacın yok. Ama diyorum kendi içimden birazcık gevşesem. Hayır bak cipsler var onlardan alalım. Hem Mantar bekliyor, yapılacak işler var. Yine dışardayım. Hava biraz daha soğumuş. Hızlı yürüsen ısınırsın. Yapman gerekenler var. Bu araba hep hayalindi, hatırladın mı? Hayalim için çalışıyor muyum? İçimdeki küçük, mutlu edebiliyor muyum seni? Hayır diyor cips almadın. Gri sokaklardan hızlı hızlı ilerliyorum. Yapmam gereken bir şey var. derin nefesler alıyorum. Gökyüzü biraz daha karanlık. Arabalar biraz daha hızlı. İnsanlar biraz daha telaşlı. Evime giriyorum. Beni sıcacık karşılıyor. Rahat olmam için her şeyi düşünmüş gibi. Mantar sesime geliyor, bana sürtünüyor. Galiba daha rahatım. Poşeti mutfağa bırakırken buzdolabına bıraktığım o notu yine görüyorum. "11 Kasım". Derin nefes al, anda kal eskinin önemi yok. Hiçbir şeyin önemi yok. Nefes al, anda kal. Hiç elimden bırakmadığım telefonumu açıyorum. Daha fazla kaçmıyorum. Rehberde ismin üzerine basıyorum. Derin nefes al ve ver. Anda kal. Hiçbir şey senden önemli değil.

1 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

HASTANE

Naif Savaş

Yeşil -3

Commentaires


© Copyright
bottom of page