top of page
Ara

Son Mektup

Ruhum daha fazla incinmesin

İçimde bu kopup giden fırtına dalgaları göğe ulaştırıyor

Okyanuslar derin

Derin düşündüklerim ve savaştıklarım kadar

Yıllar geçerken şairin pervasızca büyüyen özgürlüğüyüm


Dostlar ve beyaz ışık işte şimdi toplandılar

Işık bana dokunmadan üstümü örtmeni bekledim

Küçük hilelere başvurmuş çocuk sessizliği sardı dört bir yanımızı

Susmak tek yaptığın biliyorum ama dayanılmaz bu

Ama amalarla kendimi inkar ettiğimi duyabiliyor musun?

Sanmıyorum sesimi duyabileceğini


Kendin hakkında konuşursun yalnızca

Kelimelerim hep düğümleniyor ve kalıyor kursağımda


Gece çöküyor atlar gitti

Uçaklar geçti rüzgar esti

Eteğimi elime dolarım bu yoldan geçerken

Küçük misafirlerim

Çiçeklerden taç yapmıştın ya saçlarıma

Rüzgarda savururken çok mutlu olduğumu düşünmüştün

Oysa tek hissettiğim kalbimdeki delikti

Delik ve derin

Okyanus gibi

Ve bilinmez neyedir bu misafirperverliği

Ve artık silmeliyim bütün göz yaşlarımı

Oluk oluk akan damarlarımda kan gibi ama

Göremezsin


Kaç yaşındayım?

Burası neresi

Bilinmezlerin ağına düşürmüştüm kendimi o gün

Hatırladın mı?

Ayaklarım yere çakılmış gibi ağırlaşmıştı

Ve başındaki tahta parçalarına dokunmak istemiştim

Ama cesaretim yoktu o gün

O günü unuttun mu?


Belki çok da yer etmemiştim düşüncende

Hissettim ama senin

Sanmıyorum hissedebileceğini

Sen taştansın ben kemikten

Senin tenin yosunlarla kaplıdır, ben çiçekler büyütüyorum içimde

Görmedin hiçbir zaman

Bu yüzdendir benim adım bilinmez


Son çağrısıdır bu göklerin

İçim ürperiyor


Acımasızdı bana karşı hep ve sen üstüne çekmek istedin

Acını gördüm ve elimi uzattım

Elim kan içinde

Kanım dağların oyuklarından akacak son günümüz gelene dek

Son günümüzde çıkacağız o tepeye

O gün ben konuşacağım

Sen susacaksın

Veda edeceğiz birbirimize


Bugün olduğu gibi

Acımsı bir tat bırakacak ağzında

Pişmanlıklarını görmek isteyeceğim

Ama sanmıyorum pişman olabileceğini

Her şey bittiğinde taneciklere ayıracağım kendimi

Güvercinler her bir parçamı başka bir yere götürecek

Her bir tanesi saklanacak kuytu köşelerde

Ve birikecek gözlerimde yaş akacak nehirlerden

Seni bir ağustos sıcağında serinletecek acım

Bilmeyeceksin

Atına bineceksin bir kahraman gibisin

Ve gurur duyacaksın kendinle o çocuklar dinlerken seni

Hayran gözlerindeki ışıltıları göğün arkasından göreceğim

Elimi siper edeceğim seni seçebilmek için

Şimdi korunaklı bir yerdesin ve senleyim

Orada olduğumu bilmeyeceksin


Son defa veda ediyorum bugün içimde kalanlara

Ve sana veda ediyorum ki daha fazla büyümesin içimdeki delik

Ve sana anlatamayacaklarımı yazıyorum son kez satırlarıma

Beklemezsin, biliyorum

Hep bilmiştim

Yine de kalmıştım yanında

Sargılarımı açarak ve çırılçıplak

Ve soğuk tenimden içeri süzüldü

Ürperiyorum düşündükçe seni

Ve o korkutucu ağustos günlerini

Ama ben sanmıyorum hatırlayabileceğini


Sanmıyorum unutabileceğimi


Artık bırak sana yazdığım mektupları

Anlayamazsın anlamaman için yazdım yazdığım şeyleri

Çocuksu davrandığımı söyledin ve küçük hileler bıraktım sayfalarına

Seni tuzağa düşürdüm

Seni tuzağımda besledim ve büyüttüm

Ve bir kuş gibi uçurdum seni

Ve sen dönüp arkana hiç bakmadın

Baksaydın gözlerimi görebilirdin ilk defa içinde o beyaz ışıkla

Noktalamıştım kafamdan geçenleri

Hepsini yazmış ve yakmıştım

Ve ateşin beni ısıtmasını beklerken orada öylece kalakalmıştım


Elimde ağaç kollarıyla birinin beni duymasını bekler gibiydim

Kuşlara bakıp bana acımalarını ister gibiydim

Ve yanımda başını okşadığım o kedinin benimle konuşmasını ister gibi

Ağaçların sesleriyle ürperirdim

Daldan düşmüş yavru bir kuş gibi ürperirdim

Ve senin orada olmanı ve bana sarılmanı bekler gibiydim

Ve kokunu duyar gibiydim yeşil otların arasından

Gözlerimi kapatırdım yüzün canımı acıtmasın diye

Gözlerini dikerdin bana sanki konuşmayı unutmuş gibi

Eski bir fotoğrafa hapsolmuş gibisin

Kayıtsız

Halbuki orada bana söylemeni beklemiştim


Söylemeni umduğum o küçük şeyleri


29 Temmuz 2022

39 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


© Copyright
bottom of page