top of page
Ara

BERABER YÜRÜDÜK MALTEPE SOKAKLARINDA

İki beden; yan yana, bıçak ucundaymış gibi suskun ama kararlı adımlar atarak yürüyor. Suskunluğu ilk bozan Eren oluyor:

+ Kendimden nefret ettiğim bazı zamanlar oluyor ve karşıdan karşıya geçerken arabalara bakmadan yola adımımı atıyorum.

- Delirdin mi sen?!

Karşıdan karşıya geçerken Gökçe, sağ taraftaki yola bakarak Eren’in kolundan tutar. Eren:

+ Ben de arabalara baktım ama senin için.

Gökçe acı bir şekilde yutkunur:

İnsan kendisiyle 7/24 beraber, kendine iyi davranmalı ve kendini sevmeye çalışmalısın. Sana ihtiyacım(ız) var. (Anlasana artık be adam seni ne kadar çok sevdiğimi, olmaz bu sevda deyip köşeye çekilip aylarca senden uzak kaldığımı. Ama ah bir bilsen bu uzaklık beni mahvetti. İçten içe beni tüketti. O kadar çok kabuğuma çekilmiştim ki göz göze geldiğimizde elim ayağıma dolaşırdı fark etmezdin. Nefes alışveriş ritmim bile değişirdi, derin derin nefes alırdım senin yanında. Ah o kadar çok sarılmak istiyorum ki sana. Kalplerimiz göğüs kafesimiz üstünden birleşse de bu kanayan kalbimin acısını artık dindirsen. Sana ihtiyacım var, kendimden daha çok ihtiyacım var.

Gökçe’nin iç sesini Eren bozar:

+ Sen 7/24 kendinle mi berabersin?

Gökçe şaşkın bir şekilde bakar:

- Yani evet.

+ Ben 7/24 her zaman kendimde değilim.

Gökçe içinden:

(Ah be kuzum, keşke kendinde olmadığın zamanlar bende olsan da sana doya doya baksam, saçını okşasam, dizimde yatırsam seni. Sen hissetmesen de olur. Aylardır sessizce haykırıyorum sana, yine her şeyi sessizce yaparım. Belki bu da benim kaderimdir. Ama n’olur beni bırakma, manevi varlığını bana çok görme. Ne diyordu Tarık Tufan “oturmasan da olur benimle, sadece ellerimi tut. /ellerimi tutma dilersen sadece yüzüme bak. / yüzüme bak ama anna, yüzüme bak. / gözlerime bak, gözlerimin içine bak.” Ah şu dilim suskunluğunu bir atabilse de seni sevdiğimi söyleyebilsem. Ama sen gözlerimin içine bakarak da anlayabilirsin. Gör artık, duy artık, anla artık…)

- Olabilir bak ama yine de kendine iyi davranman, kendini sevmen gerek.

+ Çabalayacağım sevmek için.

Derin bir suskunluk olur ve Gökçe başını göğe kaldırarak düşünmeye başlar:

Ankara’nın soğuk bir akşamında Maltepe sokaklarında yan yana yürüyoruz. Her saniyesine şükrediyorum bu an’ın Tanrı’m. Keşke zaman dursa ve biz hep yan yana yürüyebilsek. Yolumuz aynı, bunu artık tüm kalbimle biliyorum. Kader gecikmeli de olsa yollarımızı birleştirdi ve bu yolda birbirimize destek olacağız, engelleri birlikte aşacağız. Ortak amacımız için çabalayacağız. Şimdi aniden durup bana sarılmasını o kadar çok isterim ki… Çok mu şey istiyorum Tanrı’m?

İnsanın gözünü delip geçen keskin bakışları bana karşı hep yumuşak, ses tonu beni hep rahatlatıyor. Manevi varlığıyla etrafımı surlarla çevirip beni güvende hissettiriyor. Keşke tüm korkularımı, endişelerimi geride bırakıp ona sımsıkı sarılıp “Seviyorum ulan seviyorum seni deliler gibi” diye haykırabilsem… Ben şiirlerimde ondan bahsettim, şiirlerime onun ruhunu vererek büyük bir ızdırapla kağıdı ağlattım. Fakat o, onun için şiir yazdığımı bilmiyor bile. Ah bu suskunluğumun içinde onu severken sessizce öleceğim. Gözlerimin içine bak Eren, gözlerimin içine bakarsan anlayacaksın her şeyi, göreceksin aylardır sakladıklarımı, hissedeceksin bütün endişelerimi, anlayacaksın seni kaybetmenin korkusunu. Bütün her şeyi geride bırakıp saf benliğimi sana açıyorum, lütfen artık gör beni.

Eren ani bir sesle:

+ Elini ver bana

Gökçe heyecanlanır, tereddüte düşer ama heyecanını belli etmemek için hemen elini uzatır:

- Ellerim hep soğuktur benim, kansızlıktan dolayı.

Ellerim hep soğuktur benim sensizlikten dolayı

Adımlarım hep devriktir benim sensizlikten dolayı

Yollarım hep karanlıktır benim sensizlikten dolayı

Kalbim hep sancılıdır benim sensizlikten dolayı

Kuyularım ipsizdir benim sensizlikten dolayı

Denizlerim fenersizdir benim sensizlikten dolayı

Bahçelerim çiçeksizdir benim sensizlikten dolayı

Bozkırlarım ıssızdır benim sensizlikten dolayı

33 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

MEFKURE

© Copyright
bottom of page