top of page
Ara

VAZGEÇİLEN OLMAK

Kolay değil vazgeçilen olmak. Hiç kolay olmadı. Hayatın, iki yüzü birbirini taklit eden bir madalyonun düzensiz döngülerine sığdırılmış ve kimi zaman basit bir çaba kimi zamansa sonu gelmeyeceğini bildiğimiz halde asla duraksamadan devam etmeye and içtiğimiz bir mücadele olduğunu bilmeyenlerden değilim elbette. Ne sebepler ne sonuçlar ilgilendirir beni. Ben bulunmayı seviyorum, dahil olmayı. Korkularımla, nefretimle, sevgimle. Benim bilinçsiz, hastalıklı bir vücudun temsil ettiği yaşam biçiminden farklı bir hayatı yaşamamı mümkün kılan tüm o duyguları. Biliyorum, nefret ediyorum bundan ama biliyorum. Bu duygu da gerçek. Bu duygu da dahil tüm o toz pembe görülmeye çalışan ama bize aksini inatla göstermek için elinden geleni yapmakta olan hayata. Vazgeçilmek birliktelik ile ayrı düşlerin kahramanını oynuyor olsa da aynı döngüye kısılmış bir oyunun farklı parçalarından ibaretler. Onları ayrı değerlendirmek, sokratesin sözde işlediği günahlardan daha beter. Bilginin sevgiye eşdeğer olduğu bir dünyadan gelmiş ben ve benim gibiler için günahların en büyüğü belki de. AYNI ÇİÇEĞİN FARKLI YAPRAKLARI BİRBİRİNE GÜÇ VEREN. Aynı mücadelenin eşsiz parçaları. Nefret, öfke bazense sevgi. Bir araya gelme, ayrılık ve yeniden varolma çabası. Lanet olsun, biliyorum. Yine de kolay değil vazgeçilen olmak. Bir yüzü diğerine küskün bir madalyon tasvirinin tehlikesini de göz ardı etmiş değilim. Ya da bu hadiseden bu denli etkilenen bir benliğin kaçmaya çalıştığı bir vucüt haline gelme tehlikesi yaşayan varlığım beni endişelendirmiyor değil. Ama bu korkunç durumdan bir çıkış bulamamış olmamı acizliğime verin, korkuyorum. Kaybediyorum. Benliğimdeki küçük kıvılcımlarla başlayan isyan alevi beni öyle sardı ki artık isyan eden taraf sayılabilecek kadar kontrolünü kaybetmiş ve azınlık kalmış haldeyim. Kurtulamam. Kim bilebilirdi ki; kolay değilmiş vazgeçilen olmak.

5 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

HASTANE

Naif Savaş

Yeşil -3

Comments


© Copyright
bottom of page